- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 8 Ay 28 Gün
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
||| E |||
1)Echinodermata (Latince: Echinus-kirpi, denizkestanesi+Eski Yunanc): Derisidiken liler filumu. Derisi dikenli deniz hayvanları deniz yıldızı, deniz kestanesi v.b.
2) Effektör (): Bir organizmanın faaliyette bulunduğu vücut yapısı, uyarıya karşı reaksiyon gösterme arası. Örneğin kas ve bez.
3) Ekdizon (Eski Yunanca: Ekdysis-çıkarma): Artropodlarda deri değişimini sağlayan hormon.
4) Ekilibrum (Latince: Aequus-eşit+Libra-denge): Birbirine denk karşıt kuvvetlerin durumu.
5) Ekoloji (Eski Yunanca: Oikos-ev+Logos-söz, konuşma): Organizmaların birbirleri, fiziksel ve biyotik çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır.
6) Ekolojik Niş (): Bir organizmanın, bir kommünite ya da ekosistem içinde yapısal adaptasyonuna, fizyolojik tepkisine ve davranışına bağlı durumu.
7) Ekosistem (): Canlı ve cansız kısımlar arasındaki madde alışverişinde bir devir izleyen ve kararlı bir sistem oluşturmada birbirini etkileyen canlı ve cansız kısımların doğal bir birimi.
8) Ekoton (): Komşu biomlar arasında oldukça geniş bir geçiş bölgesidir. Bu bölge kısıtlı ölçüde de olsa, ekoton için karakteristik olan bazı organizmalara ek olarak yakın olan her biomdan bir miktar organizma içerir.
9) Ekskresyon (Latince: Ex-dışarı+Cernere-ayırmak): Boşaltım. Organizmadaki metabolik artıkların dışarı atılması.
10) Ekspressivite (İfade Edilebilirlik): Organizmadaki bir genin belirlediği kalıtlanabilen bir sıranın ortaya çıkış uzamasını sağlayan bir kas.
11) Ektoderm (Eski Yunanca: Ektos-dış+Derma-deri): Gastrulanın iki germ tabakasından dışta olanı, deri ve sinir sistemini oluşturur.
12) Ekzergonik (Latince: Ex-dışarı+Eski Yunanca: Ergon-iş): Dışarı enerji verilmesiyle karakterize edilen reaksiyon.
13) Ekzotoksin (Latince: Exo-dış taraf+Toxicum-zehir): Bakteri hücreleri tarafından dış ortama salınan çok kuvvetli bir zehir.
14) Elektrolit (Eski Yunanca: Elektron-amper+Lytos-çözülebilir): Çözeltide yüklü partiküllere yani iyonlara ayrılan ve çözeltiden elektrik akımının geçmesini sağlayan madde.
15) Elektron Taşıyıcı Sistem (): Besin moleküllerinden oksijene, elektron mitokondride bulunan enzim sistemi.
16) Element (): Yörüngelerde seyreden eşit sayıda elektronlara ve atom çekirdeğinde eşit sayıda protona sahip olan atomlardan oluşmuş doğal ya da yapay, 100 kadar madde tipi.
17) Embolus (Eski Yunanca: Embolos-tıkaç): Kanla taşınıp damarı tıkayan pıhtı ya da herhangi bir parçacık.
18) Embriyo (Eski Yunanca: En-içinde+Bryein-şişmek): Bir organizmanın gelişmesinin ilk evresi, döllenmiş olan bir yumurtanın gelişim ürünüdür.
19) Emülsiyon (Latince: Emulsum-sağmak): Başka bir sıvı fazda dağılan bir sıvı faz içindeki kolloid.
20) Endergonik (Eski Yunanca: Endom-içinde+Ergon-iş): Enerji absorpsiyonu ile karakterize edilen bir reaksiyon dur. Meydana gelmesi için enerji gereklidir.
21) Endoderm (Eski Yunanca: Endom-iç+Derma-deri): Archenteronu çevreleyen gastrulanın en iç tabakası olup, sindirim sistemini ve bu sisteme ait organları oluşturur.
22) Endokrin (Eski Yunanca: Endom-içinde+Krinein-ayırmak): İç salgı. Başka bir organ ya da kısım üzerinde özel bir etkiye sahip olan bir maddeyi kan ya da lenf içine salgılama işlevini yürüten organlara ait.
23) Endoskeleton (Eski Yunanca: Endom-iç+ Skeleton-kuru vücut): Vücudun içinde destek vazifesi gören kemikli ve kıkırdaklı destek yapı.
24) Endosperm (Eski Yunanca: Endom-içerdeki+Sperma-tohum): Tohumlu bitkilerde gelişen embriyoyu besleyen ve saran dişi gametofitin besi dokusu. Gymnospermlerde haploid, Angiospermlerde triploittir.
25) Enerjinin Sakınımı (Korunumu) Yasası (): Bir temel fizik yasasıdır. Verilen herhangi bir sistemdeki enerji miktarı sabittir. Enerji ne vardan yok edilebilir, ne de yoktan var edilebilebilir, ancak bir biçimden ötekine dönüştürebilir.
26) Engram (Eski Yunanca: En-iç+Grama-işaret): Öğretmenin bir sonucu olarak beyinde meydana geldiği farz edilen değişikliğe ait bir terimdir.
27) Entropi (): İş yapmaya uygun olmayan dağınık enerji durumudur.
28) Enzim (Eski Yunanca: En-içinde+Zyme-maya): Canlı bir organizma içinde özel kimyasal reaksiyonları hızlandıran bir protein katalizördür.
29) Epiboli (Eski Yunanca: Epibole-örtü): Bir gastrulasyon tipidir. Embriyonun animal kutbundaki küçük blastomerler gelişir ve vegetal hemisferin hücrelerini örter.
30) Epidermis (Eski Yunanca: Epi-üzerinde+Derma-deri): Bir organizmadaki en dıştaki hücre tabakasıdır.
31) Epididimis (Eski Yunanca: Epi-üst+Didymos-testis): Testise yakın, spermlerin toplandığı karmaşık şekilde kıvrılmış tüptür.
32) Epifit (Eski Yunanca: Epi-üzerinde+Phyton-bitki): Yalnız konum ve destek sağlamak için başka bitki üzerinde gelişen bitki.
33) Epigenez (Eski Yunanca: Epi-üzerinde+Genesis-doğurulmak): Döllenmiş ve farklılaşmış bir yumurtadan başlayarak yeni yapıların ardışık olumunu ifade eden teoridir.
34) Epiglottis (Eski Yunanca:Epi-üzerinde+Glottis-dil): Larinks girişi, glottisi örten kapağa benzer yapı.
35) Epikotil (): Bitki embriyosu ya da fidede kotiledonların bağlanma yerinin üstünde kalan eksen kısmı.
36) Epitelyum (Eski Yunanca: Epi-üzerinde+Thele-meme başı): Damarları ve
bazı küçük boşlukları kaplayan vücudun dış ve iç yüzeyini örten doku tabakasıdır. Az miktarda çimento maddesiyle birleştirilmiş hücreleri içerir.
37) Esiospor (Latince: Aika-yara+Sporas-tohum): İlk baharda berberis (kadın tuzluğu) üzerinde gelişen buğday pasının ince duvarlı çift çekirdekli sporu.
38) Estrojen (): İkincil eşey karakterlerinin gelişimini sağlayan ovaryum folikülleri tarafından üretilen dişi eşey hormonu.
39) Estrus (Eski Yunanca: Şiddetli arzu): Memelilerin dişilerinde şiddetli seksüel dürtüyle ortaya çıkan sınırlı seksüel periyodun tekrarlanması.
40) Etholoji (Eski Yunanca: Ethos-gelenek+Logos-çalışma): Doğal koşullarda hayvan davranışını tüm ayrıntılarıyla inceleyen bilim dalıdır.
41) Etiolasyon (Eski Yunanca: Aitio-neden)): Karanlıkta yetiştirilen bir bitkide klorofil eksikliği nedeniyle sararma, bu durumda bitkiler küçük yapraklara ve uzun, zayıf yapraklara sahiptir.
42) Euteria (Eski Yunanca: Eu-iyi+Therion-hayvan, canavar): Yavrularını oldukça ilerlemiş bir gelişim evresinde doğuran ve çok iyi gelişmiş bir plasentası bulunan plasentalı memelilerdir. Monotremata ve Marsupialia hariç bütün canlı memelileri içerir.
43) Eşik (): Bir uyartının, duyum meydana getiren ya da algılanabilen alt sınır değeri.
||| F |||
1) Fagositoz (Eski Yunanca: Phagein-yemek+Kytos-boşluk+Osis-koşu): Mikroorganizmaların, diğer hücrelerin ve yabancı taneciklerin akyuvar gibi bir hücre tarafından yutulması.
2) Farinks (Eski Yunanca: Pharynx-boğaz): Yutak. Sindirim sisteminin solungaç keseleri ya da yarıklarını meydana getiren bölümü. İleri omurgalılarda farinks, ön tarafta ağız ve burun boşluğu ile, arka tarafta özofagus ve gırtlakla birleşir.
3) Fenokopi (Eski Yunanca: Phanein-göstermek+Latince: Copia-bol): Çevredeki fiziksel ve kimyasal etkilerden doğan ve başka bir genotipin ırasal özelliklerinin taklidi olan bir bireyde gelişim seyrinin değişerek farklı genotipteki bireyin ırasının taklit edilmesidir. İnsüline bağlı şeker hastaları normal bireylerin fenokopisidir.
4) Fenotip (Eski Yunanca: Phainein-göstermek+Typos-tip): Bir organizmanın kalıtsal yapısının dıştaki görünür ifadesidir.
5) Fermentasyon (Latince: Fermentum-mayalanmak): Organik bir bileşiğin bir enzim sistemiyle anaerobik olarak parçalanmasıdır. Açığa çıkan enerji, hücrenin diğer olayları yürütmesinde kullanılır.
6) Feromon (Eski Yunanca: Phorein-taşımak): Bir organizma tarafından çevreye salgılanan ve aynı türün öteki üyelerinin davranış ve gelişmesine etki eden bir maddedir.
7) Fikoeritrin (Eski Yunanca: Phykos-deniz yosunu+Erythros-kırmızı): Kırmızı alglerde bulunan kırmızı renkli kromoprotein.
8) Fikosiyanin (Eski Yunanca: Phykos-deniz yosunu+Kyanos-mavi): Mavi-yeşil alglerde bulunan mavi renkli kromoprotein.
9) Filogeni (Eski Yunanca: Phylon-ırk+Genesis-döl): Bir organizma grubunun tüm evrimsel tarihi.
10) Filum (Eski Yunanca: Phylon-ırk): Hayvan ya da bitki dünyasında, ortak bir atadan geldiklerine inanılan organizmaları içeren büyük ana bölüm.
11) Fisyon (Latince: Fissio-yarmak, çatlamak): Organizmanın yaklaşık iki eşit parçaya bölündüğü eşeysiz üreme olayıdır.
12) Fitoplankton (Eski Yunanca: Phyton-bitki+Planktos-dolaşan): Okyanus ya da göllerde bulunan ve çoğunlukla alglerin oluşturduğu mikroskobik yüzücü bitkilerdir.
13) Flagellatlar (Latince: Flagellum-kamçı): Bir ya da daha fazla sayıda ince, kamçı gibi organı bulunan mikroorganizmalardır.
14) Fleksör (Latince: Flectere-eğilmek): Kol ve bacağın kırılmasını sağlayan kas.
15) Floem (Eski Yunanca: Phloios-kabuk): Bitkilerdeki bir tip iletim dokusudur. Gövde ya da kökte hem yukarı hem de aşağıya doğru organik maddeleri taşır.
16) Floresans (): Farklı dalga boyunda radyasyon absorbe eden bir maddenin ışık salması, eksite edilmiş singlet durumun temel duruma bozunması sırasında meydana gelir. Isıya bağlı olmayan çok hızlı bir olaydır.
17) Folikül (Latince: Folliculus-küçük torba): Memeli ovaryumunda olgunlaşmış yumurtayı taşıyan küçük bir hücre kesesidir.
18) Foramen Ovale (Latince: Forare-delmek): Sağ ve sol atriumlar arasında bulunan oval pencere fötüste bulunur. Bunun aracılığıyla sağ atriuma giren kan ciğerlere uğramadan aorta geçebilir.
19) Foraminifera (Latince: Forare-delmek+Ferre-taşımak): Kalkerli ve çok odacıklı kabuk salgılayan ameboid protozoa. Odacıklar üzerindeki deliklerden hayvan ayaklarını çıkarır.
20) Fosforesans (Eski Yunanca: Phos-ışık+Phorein-taşımak): Bir molekülün triplet durumun dan temel durumuna bozunması sırasında belirli bir ısısı olmaksızın ışık çıkarması.
21) Fosforilasyon (Eski Yunanca: Phos-ışık+Phorein-taşımak): Bir fosfat grubunun organik molekül içine girişi.
22) Fosil (Latince: Fossilis-kazmak): Yer kabuğunda korunmuş olan organizma kalıntısı.
23) Fotoliz (Eski Yunanca
hos-ışık+Lysis-kayıp): Işık altında bir molekülün ayrışması. Örneğin klorofil tarafından absorbe edilen ışın enerjisiyle fotosentezde suyun ayrışması.
24) Foton (Eski Yunanca: Phos-ışık+Ton-dilim): Elektromanyetik radyasyon partikülü, bir kuan tumluk ışınsal enerji.
25) Fotoperyodizm (Eski Yunanca: Phos-ışık+Peri-ışık+Hodos-yol+İsmos-): Hayvan ve bitkilerin ışık ve karanlık değişimlerine karşı gösterdikleri fizyolojik tepki.
26) Fotosentez (Eski Yunanca: Phos-ışık+Synthesis-bir araya getirm): Bitki hücrelerinde klorofil tarafından tutulan ışınım enerjisinin kullanılmasıyla su ve karbondioksitten karbonhidratların sentezlenmesi olayıdır.
27) Fototropizma (Eski Yunanca: Phos-ışık+Tropos-dönüş): Organizmanın ışığa karşı büyüme tepkisi.
28) Fovea (Latince: Fovea-küçük çukur): Bir organın yapısı üzerindeki küçük
çukur. Özellikle retinanın merkezinde bulunan çukur yalnız konileri içerir ve net görüntüyü sağlar.
29) Fukoksantin (Latince: Fucus-kaya likeni+Eski Yunanca: Xanthos-s): Diatome, esmer alg ve dinoflagellat'larda bulunan kahverenkli pigment.
30) Fundus (Latince: Fundus-dip): Bir organın dip kısmı ya da tabanı. İçi boş organın ağza en uzak kısmı.
31) Fötüs (Fetüs) (Latince: Fetus-verimli): Embriyonik gelişimini büyük ölçüde tamamlamış fakat doğmamış yavru. İnsanda gebeliğin 3.ayından doğuma kadar.
1)Echinodermata (Latince: Echinus-kirpi, denizkestanesi+Eski Yunanc): Derisidiken liler filumu. Derisi dikenli deniz hayvanları deniz yıldızı, deniz kestanesi v.b.
2) Effektör (): Bir organizmanın faaliyette bulunduğu vücut yapısı, uyarıya karşı reaksiyon gösterme arası. Örneğin kas ve bez.
3) Ekdizon (Eski Yunanca: Ekdysis-çıkarma): Artropodlarda deri değişimini sağlayan hormon.
4) Ekilibrum (Latince: Aequus-eşit+Libra-denge): Birbirine denk karşıt kuvvetlerin durumu.
5) Ekoloji (Eski Yunanca: Oikos-ev+Logos-söz, konuşma): Organizmaların birbirleri, fiziksel ve biyotik çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır.
6) Ekolojik Niş (): Bir organizmanın, bir kommünite ya da ekosistem içinde yapısal adaptasyonuna, fizyolojik tepkisine ve davranışına bağlı durumu.
7) Ekosistem (): Canlı ve cansız kısımlar arasındaki madde alışverişinde bir devir izleyen ve kararlı bir sistem oluşturmada birbirini etkileyen canlı ve cansız kısımların doğal bir birimi.
8) Ekoton (): Komşu biomlar arasında oldukça geniş bir geçiş bölgesidir. Bu bölge kısıtlı ölçüde de olsa, ekoton için karakteristik olan bazı organizmalara ek olarak yakın olan her biomdan bir miktar organizma içerir.
9) Ekskresyon (Latince: Ex-dışarı+Cernere-ayırmak): Boşaltım. Organizmadaki metabolik artıkların dışarı atılması.
10) Ekspressivite (İfade Edilebilirlik): Organizmadaki bir genin belirlediği kalıtlanabilen bir sıranın ortaya çıkış uzamasını sağlayan bir kas.
11) Ektoderm (Eski Yunanca: Ektos-dış+Derma-deri): Gastrulanın iki germ tabakasından dışta olanı, deri ve sinir sistemini oluşturur.
12) Ekzergonik (Latince: Ex-dışarı+Eski Yunanca: Ergon-iş): Dışarı enerji verilmesiyle karakterize edilen reaksiyon.
13) Ekzotoksin (Latince: Exo-dış taraf+Toxicum-zehir): Bakteri hücreleri tarafından dış ortama salınan çok kuvvetli bir zehir.
14) Elektrolit (Eski Yunanca: Elektron-amper+Lytos-çözülebilir): Çözeltide yüklü partiküllere yani iyonlara ayrılan ve çözeltiden elektrik akımının geçmesini sağlayan madde.
15) Elektron Taşıyıcı Sistem (): Besin moleküllerinden oksijene, elektron mitokondride bulunan enzim sistemi.
16) Element (): Yörüngelerde seyreden eşit sayıda elektronlara ve atom çekirdeğinde eşit sayıda protona sahip olan atomlardan oluşmuş doğal ya da yapay, 100 kadar madde tipi.
17) Embolus (Eski Yunanca: Embolos-tıkaç): Kanla taşınıp damarı tıkayan pıhtı ya da herhangi bir parçacık.
18) Embriyo (Eski Yunanca: En-içinde+Bryein-şişmek): Bir organizmanın gelişmesinin ilk evresi, döllenmiş olan bir yumurtanın gelişim ürünüdür.
19) Emülsiyon (Latince: Emulsum-sağmak): Başka bir sıvı fazda dağılan bir sıvı faz içindeki kolloid.
20) Endergonik (Eski Yunanca: Endom-içinde+Ergon-iş): Enerji absorpsiyonu ile karakterize edilen bir reaksiyon dur. Meydana gelmesi için enerji gereklidir.
21) Endoderm (Eski Yunanca: Endom-iç+Derma-deri): Archenteronu çevreleyen gastrulanın en iç tabakası olup, sindirim sistemini ve bu sisteme ait organları oluşturur.
22) Endokrin (Eski Yunanca: Endom-içinde+Krinein-ayırmak): İç salgı. Başka bir organ ya da kısım üzerinde özel bir etkiye sahip olan bir maddeyi kan ya da lenf içine salgılama işlevini yürüten organlara ait.
23) Endoskeleton (Eski Yunanca: Endom-iç+ Skeleton-kuru vücut): Vücudun içinde destek vazifesi gören kemikli ve kıkırdaklı destek yapı.
24) Endosperm (Eski Yunanca: Endom-içerdeki+Sperma-tohum): Tohumlu bitkilerde gelişen embriyoyu besleyen ve saran dişi gametofitin besi dokusu. Gymnospermlerde haploid, Angiospermlerde triploittir.
25) Enerjinin Sakınımı (Korunumu) Yasası (): Bir temel fizik yasasıdır. Verilen herhangi bir sistemdeki enerji miktarı sabittir. Enerji ne vardan yok edilebilir, ne de yoktan var edilebilebilir, ancak bir biçimden ötekine dönüştürebilir.
26) Engram (Eski Yunanca: En-iç+Grama-işaret): Öğretmenin bir sonucu olarak beyinde meydana geldiği farz edilen değişikliğe ait bir terimdir.
27) Entropi (): İş yapmaya uygun olmayan dağınık enerji durumudur.
28) Enzim (Eski Yunanca: En-içinde+Zyme-maya): Canlı bir organizma içinde özel kimyasal reaksiyonları hızlandıran bir protein katalizördür.
29) Epiboli (Eski Yunanca: Epibole-örtü): Bir gastrulasyon tipidir. Embriyonun animal kutbundaki küçük blastomerler gelişir ve vegetal hemisferin hücrelerini örter.
30) Epidermis (Eski Yunanca: Epi-üzerinde+Derma-deri): Bir organizmadaki en dıştaki hücre tabakasıdır.
31) Epididimis (Eski Yunanca: Epi-üst+Didymos-testis): Testise yakın, spermlerin toplandığı karmaşık şekilde kıvrılmış tüptür.
32) Epifit (Eski Yunanca: Epi-üzerinde+Phyton-bitki): Yalnız konum ve destek sağlamak için başka bitki üzerinde gelişen bitki.
33) Epigenez (Eski Yunanca: Epi-üzerinde+Genesis-doğurulmak): Döllenmiş ve farklılaşmış bir yumurtadan başlayarak yeni yapıların ardışık olumunu ifade eden teoridir.
34) Epiglottis (Eski Yunanca:Epi-üzerinde+Glottis-dil): Larinks girişi, glottisi örten kapağa benzer yapı.
35) Epikotil (): Bitki embriyosu ya da fidede kotiledonların bağlanma yerinin üstünde kalan eksen kısmı.
36) Epitelyum (Eski Yunanca: Epi-üzerinde+Thele-meme başı): Damarları ve
bazı küçük boşlukları kaplayan vücudun dış ve iç yüzeyini örten doku tabakasıdır. Az miktarda çimento maddesiyle birleştirilmiş hücreleri içerir.
37) Esiospor (Latince: Aika-yara+Sporas-tohum): İlk baharda berberis (kadın tuzluğu) üzerinde gelişen buğday pasının ince duvarlı çift çekirdekli sporu.
38) Estrojen (): İkincil eşey karakterlerinin gelişimini sağlayan ovaryum folikülleri tarafından üretilen dişi eşey hormonu.
39) Estrus (Eski Yunanca: Şiddetli arzu): Memelilerin dişilerinde şiddetli seksüel dürtüyle ortaya çıkan sınırlı seksüel periyodun tekrarlanması.
40) Etholoji (Eski Yunanca: Ethos-gelenek+Logos-çalışma): Doğal koşullarda hayvan davranışını tüm ayrıntılarıyla inceleyen bilim dalıdır.
41) Etiolasyon (Eski Yunanca: Aitio-neden)): Karanlıkta yetiştirilen bir bitkide klorofil eksikliği nedeniyle sararma, bu durumda bitkiler küçük yapraklara ve uzun, zayıf yapraklara sahiptir.
42) Euteria (Eski Yunanca: Eu-iyi+Therion-hayvan, canavar): Yavrularını oldukça ilerlemiş bir gelişim evresinde doğuran ve çok iyi gelişmiş bir plasentası bulunan plasentalı memelilerdir. Monotremata ve Marsupialia hariç bütün canlı memelileri içerir.
43) Eşik (): Bir uyartının, duyum meydana getiren ya da algılanabilen alt sınır değeri.
||| F |||
1) Fagositoz (Eski Yunanca: Phagein-yemek+Kytos-boşluk+Osis-koşu): Mikroorganizmaların, diğer hücrelerin ve yabancı taneciklerin akyuvar gibi bir hücre tarafından yutulması.
2) Farinks (Eski Yunanca: Pharynx-boğaz): Yutak. Sindirim sisteminin solungaç keseleri ya da yarıklarını meydana getiren bölümü. İleri omurgalılarda farinks, ön tarafta ağız ve burun boşluğu ile, arka tarafta özofagus ve gırtlakla birleşir.
3) Fenokopi (Eski Yunanca: Phanein-göstermek+Latince: Copia-bol): Çevredeki fiziksel ve kimyasal etkilerden doğan ve başka bir genotipin ırasal özelliklerinin taklidi olan bir bireyde gelişim seyrinin değişerek farklı genotipteki bireyin ırasının taklit edilmesidir. İnsüline bağlı şeker hastaları normal bireylerin fenokopisidir.
4) Fenotip (Eski Yunanca: Phainein-göstermek+Typos-tip): Bir organizmanın kalıtsal yapısının dıştaki görünür ifadesidir.
5) Fermentasyon (Latince: Fermentum-mayalanmak): Organik bir bileşiğin bir enzim sistemiyle anaerobik olarak parçalanmasıdır. Açığa çıkan enerji, hücrenin diğer olayları yürütmesinde kullanılır.
6) Feromon (Eski Yunanca: Phorein-taşımak): Bir organizma tarafından çevreye salgılanan ve aynı türün öteki üyelerinin davranış ve gelişmesine etki eden bir maddedir.
7) Fikoeritrin (Eski Yunanca: Phykos-deniz yosunu+Erythros-kırmızı): Kırmızı alglerde bulunan kırmızı renkli kromoprotein.
8) Fikosiyanin (Eski Yunanca: Phykos-deniz yosunu+Kyanos-mavi): Mavi-yeşil alglerde bulunan mavi renkli kromoprotein.
9) Filogeni (Eski Yunanca: Phylon-ırk+Genesis-döl): Bir organizma grubunun tüm evrimsel tarihi.
10) Filum (Eski Yunanca: Phylon-ırk): Hayvan ya da bitki dünyasında, ortak bir atadan geldiklerine inanılan organizmaları içeren büyük ana bölüm.
11) Fisyon (Latince: Fissio-yarmak, çatlamak): Organizmanın yaklaşık iki eşit parçaya bölündüğü eşeysiz üreme olayıdır.
12) Fitoplankton (Eski Yunanca: Phyton-bitki+Planktos-dolaşan): Okyanus ya da göllerde bulunan ve çoğunlukla alglerin oluşturduğu mikroskobik yüzücü bitkilerdir.
13) Flagellatlar (Latince: Flagellum-kamçı): Bir ya da daha fazla sayıda ince, kamçı gibi organı bulunan mikroorganizmalardır.
14) Fleksör (Latince: Flectere-eğilmek): Kol ve bacağın kırılmasını sağlayan kas.
15) Floem (Eski Yunanca: Phloios-kabuk): Bitkilerdeki bir tip iletim dokusudur. Gövde ya da kökte hem yukarı hem de aşağıya doğru organik maddeleri taşır.
16) Floresans (): Farklı dalga boyunda radyasyon absorbe eden bir maddenin ışık salması, eksite edilmiş singlet durumun temel duruma bozunması sırasında meydana gelir. Isıya bağlı olmayan çok hızlı bir olaydır.
17) Folikül (Latince: Folliculus-küçük torba): Memeli ovaryumunda olgunlaşmış yumurtayı taşıyan küçük bir hücre kesesidir.
18) Foramen Ovale (Latince: Forare-delmek): Sağ ve sol atriumlar arasında bulunan oval pencere fötüste bulunur. Bunun aracılığıyla sağ atriuma giren kan ciğerlere uğramadan aorta geçebilir.
19) Foraminifera (Latince: Forare-delmek+Ferre-taşımak): Kalkerli ve çok odacıklı kabuk salgılayan ameboid protozoa. Odacıklar üzerindeki deliklerden hayvan ayaklarını çıkarır.
20) Fosforesans (Eski Yunanca: Phos-ışık+Phorein-taşımak): Bir molekülün triplet durumun dan temel durumuna bozunması sırasında belirli bir ısısı olmaksızın ışık çıkarması.
21) Fosforilasyon (Eski Yunanca: Phos-ışık+Phorein-taşımak): Bir fosfat grubunun organik molekül içine girişi.
22) Fosil (Latince: Fossilis-kazmak): Yer kabuğunda korunmuş olan organizma kalıntısı.
23) Fotoliz (Eski Yunanca
hos-ışık+Lysis-kayıp): Işık altında bir molekülün ayrışması. Örneğin klorofil tarafından absorbe edilen ışın enerjisiyle fotosentezde suyun ayrışması.24) Foton (Eski Yunanca: Phos-ışık+Ton-dilim): Elektromanyetik radyasyon partikülü, bir kuan tumluk ışınsal enerji.
25) Fotoperyodizm (Eski Yunanca: Phos-ışık+Peri-ışık+Hodos-yol+İsmos-): Hayvan ve bitkilerin ışık ve karanlık değişimlerine karşı gösterdikleri fizyolojik tepki.
26) Fotosentez (Eski Yunanca: Phos-ışık+Synthesis-bir araya getirm): Bitki hücrelerinde klorofil tarafından tutulan ışınım enerjisinin kullanılmasıyla su ve karbondioksitten karbonhidratların sentezlenmesi olayıdır.
27) Fototropizma (Eski Yunanca: Phos-ışık+Tropos-dönüş): Organizmanın ışığa karşı büyüme tepkisi.
28) Fovea (Latince: Fovea-küçük çukur): Bir organın yapısı üzerindeki küçük
çukur. Özellikle retinanın merkezinde bulunan çukur yalnız konileri içerir ve net görüntüyü sağlar.
29) Fukoksantin (Latince: Fucus-kaya likeni+Eski Yunanca: Xanthos-s): Diatome, esmer alg ve dinoflagellat'larda bulunan kahverenkli pigment.
30) Fundus (Latince: Fundus-dip): Bir organın dip kısmı ya da tabanı. İçi boş organın ağza en uzak kısmı.
31) Fötüs (Fetüs) (Latince: Fetus-verimli): Embriyonik gelişimini büyük ölçüde tamamlamış fakat doğmamış yavru. İnsanda gebeliğin 3.ayından doğuma kadar.

