emirhanHCL 1
emirhanHCL
farkmt2official 1
farkmt2official
mannaxxx 1
mannaxxx
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Best Studio 1
Best Studio
Hikaye Ekle

Metro 2033: The Last Refuge (PC)

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan TurkJojks
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 307

Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!

Kıyamet senaryoları üzerine kurulu oyunlarda karşımıza çıkan tablo genel olarak insanların mutasyona uğrayarak yok olmalarına dayanan bir kurguya sahiptir. Şöyle yakın geleceğe doğru dönüp baktığımızda Prototype ve Resident Evil 4-5 oyunları bu kurguya örnek olarak gösterebileceğim oyunlardan sadece ikisi diyebilirim. Çünkü söz konusu kıyamet olduğunda oyuncuların bunu yaşayabilmesi için en ideal yol, yavaş yavaş yok olan, zombilere dönüşen, mutasyona uğrayan canlıların arasında yaşam mücadelesi vermek olacaktır. Yoksa dünyaya bir meteoru çarptırıp bütün insanlığın saniyeler içerisinde yok olduğu bir senaryo sanırım pekte çekici olmazdı. Düşünsenize, Gta gibi bir şehir ortamı, her şey yolunda gidiyor, siz oradan oraya görevler yapıyorsunuz, sonra bir anda bir meteor geliyor ve güm! Ne oldu, oyun bitti, dünya yok oldu vs vs. Senaryo kıyamet senaryosu fakat oynanış ve oyunun size hissettirdiklerinin, oyunun sonuyla alakası yok. Fakat benzer bir şehir ortamı Prototype`ta ki gibi olsa. O zaman neler hissederdiniz? Şehir gözünüzün önünde yavaş yavaş zombiye dönüşüyor. Sizin elinizden gelenler ise insanlığın yok olup gitmesine yeterli olmuyor. Har tarafta kargaşa, kan, silah sesleri vs vs. İşte insan bu atmosfere sahip oyunlarda kendini çaresiz hissedebiliyor. Eee tabi böyle oyunların senaryolarını yazmakta kolay olmuyor. O atmosferi yaratmak, oyunculara o atmosferi en iyi şekilde enjekte edebilmek kolay iş değil. THQ firması da bu işin zor olduğunun yeterince farkında olacak ki, yeni bir senaryo yazmak yerine Dimitri Gulkovsky'nin aynı adlı romanından Metro 2033`ü sanal alemde oyuncuların beğenisine sundu. Kitabın yazarı olan Dimitri`yle beraber hazırlanan yapımda karanlık tünellerde geçen bir macera bizleri bekliyor. Piyasaya sürülmeden hemen önce hakkında son derece iddialı açıklamalarda bulunulan Metro 2033 bakalım oyuncuların beklentilerini karşılayabilecek mi? Biz CyberOyun ailesi olarak oyunculara bir nebze yol gösterebilmek adına Metro 2033`ü oynadık ve değerlendirdik. Şimdi gelin Metro`nun karanlık tünellerine beraber bir yolculuğa çıkalım.

Karanlık Tünellerde Ürpertici Bir Yaşam


Sene 2013… Yaşanan büyük bir nükleer facia sonrasında Moskova`da yaşayan herkes Metro tünellerine çekilir. Çünkü yeryüzünde aşırı derecede radyasyon vardır ve dışarıda kalan hiçbir canlı hayatta kalamaz. Metrolarda yaşamaya başlayan insanlar kendilerine burada yeni bir düzen kurarlar. Aradan geçen 20 yılın ardından ise pek değişen bir şey olmamıştır. Yeryüzü hala yaşanamayacak kadar radyasyonla doludur. Fakat bol miktarda radyasyon, metro tünellerine kaçamayan insanların ve diğer canlıların üzerinde çok farklı mutasyonlara yol açmıştır. Metrolara sığınan insanlar bundan sonra sadece hava kirliliğine karşı değil, mutasyona uğrayan bilinçsizce insanlara saldıran varlıklara karşıda mücadele etmek zorundadırlar.
İşte böyle bir atmosfere sahip olan Metro 2033`te Artyom adlı karakterimizin gözlerini açtığı yerden oyunumuza başlıyoruz. Metro tünellerinde insanlar tarafından kurulmuş olan şehirde tur atmadan önce hemen düşmanlarımızla sıcak bir temasın içine giriyoruz. Bu bölümde bizlere hangi tuşun hangi işe yaradığı, nasıl silah kullanılacağı türünden basit kavramlar gösteriliyor. Bu eğitim turuna benzeyen bölümden sonra ise, birkaç hafta öncesine gidiyoruz ve işte oyunumuzda bu noktada tam olarak başlamış oluyor. Metro şehrinde turlayarak başladığımız maceramızda insanların kendilerine nasıl bir düzen kurduklarını da net bir biçimde görebiliyoruz. Metro 2033 düz bir senaryo üzerine kurulu, sürekli durmadan çatışmaya girdiğimiz, önümüze geleni yok edip yolumuza devam ettiğimiz bir oyun değil. Metro 2033`de görev sistemi var. Bizi çağıran adamlardan gidip görev alıyoruz ve bizden istenileni yapıyoruz. Eğer canımız metro şehrinde dolaşmak istiyorsa, görevi reddedip etrafta biraz daha turlayabiliyoruz. Görevi aldığımız zaman, karışık metro tünellerinde haritamızla gitmek istediğimiz yere kolayca varabiliyoruz. Tek yapmamız gerek haritamızda bulunan yeşil ok işaretinin bize gösterdiği yöne doğru gitmek. Zaten ters istikametlere saptığımızda yolumuz bir türlü kesiliyor, mesela bir odaya girdiniz, iki tane kapı var, sizin girmeniz gereken kapının önü boşken diğer kapının önünde ise eli silahlı bir asker duruyor ve sizin oraya girmenize izin vermiyor. Bu oyundaki özgürlük ruhunu baltalasa bile karanlık metro tünellerinde kaybolmamamız açısından iyi bir durum gibi gözüküyor.
Metro 2033`te işimize en çok yarayan şey ise mermiler. Hatta yapımcılar, tünellerde insanların açtığı ufak tezgahlarda bile para yerine mermiyle alış veriş şeklinde bir sistem yapmışlar. Doğal olarak her an ölüm tehlikesiyle yaşayan insanlar için en çok ihtiyaç duydukları şey cephane. Mermilerimizle çeşitli silahlar alabilir veya onları başka türden mermilerle takas edebiliriz. Tabi bana sorarsanız mermilerinizi silah almak için harcamayın derim. Çünkü oyunda ilerledikçe, çeşitli görevleri bitirdikçe karşınıza bol miktarda silah çıkıyor. Silahları ölen diğer arkadaşlarımızın üzerinden veya kenarda köşede kalan kutuların içinden alabiliyoruz. Eğer bir arkadaşınız yanınızda can verirse oradan önceliğiniz oradan hemen uzaklaşmak olmasın. Önce arkadaşınızın size miras bıraktığı silahı alın, sonra var gücünüzle oradan kaçın. Zira az ileride Metro askerleri sizi kurtarmak için bekliyor olacaktır.

Seçilmiş Kişi Olmak Kaderimizde Var


Kıyamet senaryolu oyunlarda genele olarak kontrolümüzde olan karakterin diğer insanlardan farklı bir özelliği vardır. Mesela Prototype`ta ki karakterimizi bir hatırlayın. (Tabi oyunu oynadıysanız) Metro 2033`te ki karakterimiz olan Artyom`un en önemli özelliği ise, mutasyon sonucu özel güçlere sahip olan Dark Ones adlı yaratıkların psişik saldırılarından etkilenmemesi. Dark Ones adlı yaratıklar insanlığın baş düşmanı ve yaptıkları psişik saldırılarla insanları tamamen etkisiz hale getirebiliyorlar. Dark Ones ismini oyuna başladığınız andan itibaren sık sık duyacaksınız. Bizim onunla olan ilk karşılaşmamızdan sonra ise halk arasındaki popülaritemiz bir hayli artıyor.
Metro 2033`ün büyük bir bölümü karanlık metro tünellerinde geçse bile zaman zaman yeryüzüne çıktığımızda oluyor. Metro 2033`te kurulan çeşitli birlikler zaman zaman yeryüzüne çıkıyor ve işe yarayan bir şeyler kaldıysa onları toplayıp tünellere taşıyorlar. Bizde bu birliklerle arada bir yeryüzüne çıkıyoruz. Yeryüzüne çıktığımızda ise en çok ihtiyacımız olan şey maske oluyor. Yeryüzünde bulunan radyasyon tabakası nedeniyle maskemiz olmadan çok geçmeden ölüyoruz. O yüzden göreve başlamadan önce metro şehrinden en az 4 adet maskeyi yanınıza almanızı öneririm. Şehrin merkezindeki pazarın haricinde bazı odalarda da maskeler bulabiliyoruz. Size en az 4 maske alın dememin sebebi ise her bir maskenin belirli bir dayanma süresi olması. Bu süreyi ise kolumuzda takılı olan saatimize bakarak görebiliyoruz. Saatimizdeki bar kırmızıya geldiyse bu maskemizi değiştirme zamanımızın geldiği anlamına geliyor. Eğer değiştirmesek kısa süre sonra karakterimiz nefes almakta güçlük çekmeye başlıyor ve ölüyor.
Metro 2033`te düşmanlarımızı öldürmek için klasik olarak pistol ve taramalının haricinde oyuna has değişik silahlarda bulunuyor. Tabi bütün silahlar oyuna başladığımızda açık durumda değil. Yada şöyle söyleyeyim, oyunda ilerledikçe, metrodaki silah pazarına yeni silahlar geliyor. Bizde dilersek buradan, dilersek görev yaptığımız yerlerden bu silahları toplayabiliyoruz. Oyunumuzun atmosferine de biraz değinmek istiyorum. Yazımın başlarında da bahsettiğim gibi insanlar metro tünellerinde kendilerine son derece güzel bir düzen kurmuşlar. Pazar yerinden, meyhaneye kadar her şey var. Buradaki çaresizlik gayet iyi lanse edilmiş. İnsanların kıyafetleri, üzerlerinin kirliliği, etraftaki paslı eşyalar, aklınıza gelebilecek her şey size insanoğlunun içinde bulunduğu çaresizliği son derece iyi anlatıyor. Yeryüzüne çıktığımızda ise hafif puslu bir hava, yıkık dökük binalar, çürümeye yüz tutmuş arabalar, sanki depremden çıkmışçasına her tarafın yıkık dökük olduğu bir şehir. Açıkçası ben oyunu oynarken ilk yeryüzüne çıktığımda içim bir hoş olmuştu. Birden kendimi o atmosferde hissettim. Oyun bu yönüyle sizi etkilemeyi başarıyor. Diyebilirim ki yapımcılar görsellik ve atmosfer konusunda son derece başarılı işler çıkarmışlar.

Genel Yorum


Metro 2033, fps tarzında bir oyun olsa bile, genel bir fps işleyişinden uzak bir oyun. Yazımda da bahsettiğim gibi, vur, kır, dümdüz ilerle tarzında bir anlayışa sahip değil. Metro 2033 keşfedilerek oynanılacak bir yapım. Yani bir görevi yaparken girip araştırabileceğiniz bir sürü bina ve oda sizleri bekliyor. Bu odalarda kimi zaman zorlu düşmanlar, kimi zaman ise çok pahalı silahlar bulabiliyorsunuz. Yapım gerek görsel olarak, gerekse grafiksel olarak çağı yakalamış durumda. Yani oyununun görselleri bundan birkaç yıl öncesini andırmıyor. Karakterlerin yüzleri, çevre detaylamaları vb. gayet kaliteli ve göze hoş geliyor. Eğer kendinizi çaresiz bir maceraya adamak istiyorsanız Metro 2033`ü kaçırmamanızı öneririm. Salt aksiyon tarzında bir yapım olmasa bile Metro 2033`ün aksiyon dozajı bir hayli fazla. Oyun yapımcılarının PC`lerimizi boşladığı bugünlerde Metro 2033 kaçırılmaması gerek bir oyun diye düşünüyorum. Unutmayın… Herkes oyun oynar!
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst