- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 9 Ay 2 Gün
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
SANAYİ DEVRİMİ
18. yüzyılın ortalarında, Batı uygarlıklarında, sanayi devrimi denen yeni bir gelişme ve kapalı dünyayı sarsan oluşumlar görülmektedir. Sanayi devrimi ile, Batılı toplumların yaşamlarında, köklü değişiklikler olmuştur. Üretimin ve ulaştırma araçlarında da büyük gelişmeler olmuştur. Batı toplumu hızla genişleyen bir makineleşmeye yönelmiş, nüfus daha hızla artmaya başlamıştır. Buluşlar arka arkaya ortaya çıkmış ve bu buluşlar da üretimi artırırken üretim için harcanan fiziksel çabayı giderek azaltmıştır.
Sanayi Devriminin 1750âlerden 1890âlara kadar süren ilk döneminde sanayi yapılarında hidrolik enerjinin yerini, James Wattâın 1765âte bulduğu buhar enerjisi almıştır. Yine bu ilk dönemde dokuma sanayi ve metalurji konularında büyük gelişmeler olmuştur. Metalurjideki gelişmeler sonucu ilk yüksek fırınlarından Bessemer (1856) yöntemiyle çelik üretimine geçilmiş, özellikle demiryolu yapımına büyük olanaklar sağlamıştır. Batı Avrupa, bütün bu gelişmelerin merkezi olmuştur. Maden kömürü bakımından zengin ülkeler, hareketin başını çekmişlerdir. İngiltere ve Almanya, bu ülkelere örnektir.
1896âlardaki büyük fiyat artışları, sanayi devriminin ikinci dönemini başlatmış ve 1928âe kadar sürmüştür. Bu dönemde de enerji kaynakları bakımından, maden kömürü önemli bir rol oynamaya devam etmiş, bunun yanında elektrik ve petrol enerjisi bulunarak sanayide hızla kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra yeni sanayi alanları olarak kimya sanayi ile, otomobil ve uçak yapımına yarayan mekanik sanayi gelişmiştir. Bu yeni sanayi oluşumu, geliştirilmiş bir iş bölümüne dayanmakta ve işçilerin zaman kaybını önleyecek yöntemleri araştırıp kullanmaktadır. Zincirleme çalışma yöntemi (Taylorizasyon) ile, üretim, o zamana kadar görülmemiş boyutlara çıkmıştır. Son olarak tarım da sanayileşmiş, uzmanlaşmış ve mekanik tarım araçları kullanılmaya başlanmıştır.
Sanayi, günümüzde de gelişimini sürdürmekte, bir anlamda sanayi devrimi devam etmektedir. Hızla gelişen otomasyon ve elektronik sistemler, gelişen enerji üretim olanakları, sanayi yapılarının yapım sistemlerinin ve teknolojilerinin de geliştirilmesine yol açmakta, üretilen yeni yapı malzemeleri, sanayi yapıları yapımında gelişime öncülük etmektedir.
Dünyada Sanayi Yapısının Evrimi
Geçmiş dönemlerde, toplumların zaman içinde ortaya çıkan ve hızla karşılanması gereken ihtiyaçları, bunları gerçekleştiren kurumlarca özümsenip algılanıncaya ve bu ihtiyaçların karşılığı olan biçimler ortaya çıkıncaya kadar, bir önceki aşamanın yarattığı biçimsel kalıplar ve koşullanmalar içinde yapısallaştırılmaktaydılar. Sanayi yapılarının gelişimi de bu oluşum doğrultusunda olmuştur. Yeni yapı malzemeleri üretilmeye başlamış olsa bile yapılarda eski biçimlerin uygulanmaya devam ettiği görülmektedir
Sanayi devrimi ile birlikte sanayi yapıları da yeni bir fonksiyon ve içerik kazanmışlardır. Üretilen yeni inşaat malzemeleri, önce eski biçimsel kalıplar içinde, köprülerde, su kemerlerinde, su kulelerinde vb. kullanılmıştır. Dökme demirden İngiltereâ de Severn nehri üzerinde yapılan ilk köprü (1777-1779) bu yapılara örnektir. Mimar T.F. Pritchard tarafından tasarlanan köprü, hem strüktürün ana biçimlenişi ile hem de dekoratif bazı eklenti elemanları ile eski taş köprüleri andırmaktadır.
İlk sanayi yapılarının belirleyici niteliği, işlevde ve malzemede yenilik olmuştur. Fakat yeni malzemelerin sahip oldukları özelliklerin gereği olan yeni bir strüktür oluşturulamamıştır. Bu yapılarda yeni malzemelerin; hafiflik, kesitlerinin inceliği, geniş açıklıkları geçilebilmeleri, yapım sürelerinin kısalığı gibi özelliklerinden yararlanıldığı halde, eski strüktür sistemlerine bağlı kalınmıştır. Fakat geniş açıklıkların geçilebilmesi önemli bir gelişmedir. Özellikle ilk dönemde en yaygın olan tekstil sanayisinde, enerji kaynağı buhar makinesidir ve genelde bütün bir fabrikada bu makineden bir tane bulunmaktadır. Bu sebeple, bütün araçların vargeller ve kolonlar aracılığı ile bu makineye bağlanması zorunludur. Bu özelliğinden ötürü bu üretim sistemi, en azından kesiksiz sürekli bir hacme ihtiyaç duymaktadır.
Sanayi yapıları bu aşamada yeni bir işlevin henüz eski biçimlerde karşılandığı bir durumdadır.
Bundan sonraki aşamada, malzeme ile yapının strüktürü arasında bir uyum görülmeye başlanmıştır. Fakat bu davranış sanayi yapılarında değil de daha çok ürünlerin gösterişli bir biçimde teşhir edilmesi amacıyla inşa edilen sergi yapılarında ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar da çoğunlukla mühendisler tarafından yapılmıştır.
Dökme demir ve cam malzeme, 19.yüzyılın ortasından önce, çoğunlukla bahçe seralarında ve limonluklarda kullanılmıştır. Bu malzemeler, sanayi ile ilgili olarak ilk kez 1851âde Londraâda açılan büyük sanayi sergisinde kullanılmıştır. Yapı, asıl mesleği bahçıvanlık ve bitki uzmanlığı olan ve sera yapılarından dolayı, demir ve cam malzemeyi iyi tanıyan Joseph Paxton tarafından projelendirilmiştir. Daha sonra Crystal Palace adı verilen yapı, dökme demir iskelet olarak yapılmış ve arası cam ile kaplanmıştır
Birinci Dünya Savaşı Öncesi
1907â de Almanyaâda Deutscher Werkbund adı altında; fabrikatör, mimar ve dizayncıların bir çeşit buluşma yeri olan bir kurumun oluşturulması ile, sanayicilerin mimarlar ile işbirliği içinde çalışmaları başlamıştır. Buna ilk örnek olarak, AEG firması, yaptıracağı sanayi yapılarının, ürünlerinin, ambalaj biçimlerinin, hatta kullanacağı kırtasiye gereçlerinin biçimlendirilme sorumluluğunu mimar Peter Behrensâ e vermiştir. Bu olay, sanayi yapılarının gelişimleri açısından, tarihteki önemli bir hareket olmuştur.
Peter Behrens, çalışmalarında, AEGânin sanayi yapılarına, eski biçimlerden arınmış, kullanılan malzemenin işlevi, hammaddesi ve yapım süreci iyi düşünülmüş saf ve sağlam bir düzen getirmiştir. Örneğin Turbine Fabrikası, Almanyaâda yapılan ilk çelik ve cam yapıdır. Strüktürün kurulmasındaki akılcı tutum ve dozu iyi ayarlanmış bir anıtsallık bakımından tutarlı bir örnek olmaktadır
Birinci Dünya Savaşı Sonrası
Savaşı izleyen yıllardaki karışıklıklar, barışın geri gelmeyeceği kaygısı gibi belirsizlikler, mimarlığı ve mimarları kaçışa sürüklemiş, ekspresyonizm ortaya çıkmıştır. Behrensâin 1920-1925 yılları arasında Hoechstâün boya fabrikaları için yaptığı büro bloğu, özellikle girişi, ekspresyonizmin en uç örneklerinden birisidir.
Hoechst Boya Fabrikası
Ekspresyonist tutum 1925âte yok olmuş, yerini alan tutuma da enternasyonal stil denmiştir. Bu stil içinde süratli yapım yöntemleri geliştirilmiş, fakat yapı elemanlarının yanısıra, adeta düşüncenin ve tasarımın yöntemlerinin bile standartlaştırılmış olması giderek bu tutumu kısırlaştırmıştır. Bu tarzda inşa edilmiş sanayi yapılarına örnek olarak J.Andreas Brinkman ile L.C. Van derVlugtâ un 1928-1929âda Rotterdamâda yaptıkları Van Nelle Tütün Fabrikası, ile Sir Owens Williamsâın 1930-1932âde Nottinghamâda yaptığı Boots Kimyasal Ürünler Fabrikası gösterilmektedir
18. yüzyılın ortalarında, Batı uygarlıklarında, sanayi devrimi denen yeni bir gelişme ve kapalı dünyayı sarsan oluşumlar görülmektedir. Sanayi devrimi ile, Batılı toplumların yaşamlarında, köklü değişiklikler olmuştur. Üretimin ve ulaştırma araçlarında da büyük gelişmeler olmuştur. Batı toplumu hızla genişleyen bir makineleşmeye yönelmiş, nüfus daha hızla artmaya başlamıştır. Buluşlar arka arkaya ortaya çıkmış ve bu buluşlar da üretimi artırırken üretim için harcanan fiziksel çabayı giderek azaltmıştır.
Sanayi Devriminin 1750âlerden 1890âlara kadar süren ilk döneminde sanayi yapılarında hidrolik enerjinin yerini, James Wattâın 1765âte bulduğu buhar enerjisi almıştır. Yine bu ilk dönemde dokuma sanayi ve metalurji konularında büyük gelişmeler olmuştur. Metalurjideki gelişmeler sonucu ilk yüksek fırınlarından Bessemer (1856) yöntemiyle çelik üretimine geçilmiş, özellikle demiryolu yapımına büyük olanaklar sağlamıştır. Batı Avrupa, bütün bu gelişmelerin merkezi olmuştur. Maden kömürü bakımından zengin ülkeler, hareketin başını çekmişlerdir. İngiltere ve Almanya, bu ülkelere örnektir.
1896âlardaki büyük fiyat artışları, sanayi devriminin ikinci dönemini başlatmış ve 1928âe kadar sürmüştür. Bu dönemde de enerji kaynakları bakımından, maden kömürü önemli bir rol oynamaya devam etmiş, bunun yanında elektrik ve petrol enerjisi bulunarak sanayide hızla kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra yeni sanayi alanları olarak kimya sanayi ile, otomobil ve uçak yapımına yarayan mekanik sanayi gelişmiştir. Bu yeni sanayi oluşumu, geliştirilmiş bir iş bölümüne dayanmakta ve işçilerin zaman kaybını önleyecek yöntemleri araştırıp kullanmaktadır. Zincirleme çalışma yöntemi (Taylorizasyon) ile, üretim, o zamana kadar görülmemiş boyutlara çıkmıştır. Son olarak tarım da sanayileşmiş, uzmanlaşmış ve mekanik tarım araçları kullanılmaya başlanmıştır.
Sanayi, günümüzde de gelişimini sürdürmekte, bir anlamda sanayi devrimi devam etmektedir. Hızla gelişen otomasyon ve elektronik sistemler, gelişen enerji üretim olanakları, sanayi yapılarının yapım sistemlerinin ve teknolojilerinin de geliştirilmesine yol açmakta, üretilen yeni yapı malzemeleri, sanayi yapıları yapımında gelişime öncülük etmektedir.
Dünyada Sanayi Yapısının Evrimi
Geçmiş dönemlerde, toplumların zaman içinde ortaya çıkan ve hızla karşılanması gereken ihtiyaçları, bunları gerçekleştiren kurumlarca özümsenip algılanıncaya ve bu ihtiyaçların karşılığı olan biçimler ortaya çıkıncaya kadar, bir önceki aşamanın yarattığı biçimsel kalıplar ve koşullanmalar içinde yapısallaştırılmaktaydılar. Sanayi yapılarının gelişimi de bu oluşum doğrultusunda olmuştur. Yeni yapı malzemeleri üretilmeye başlamış olsa bile yapılarda eski biçimlerin uygulanmaya devam ettiği görülmektedir
Sanayi devrimi ile birlikte sanayi yapıları da yeni bir fonksiyon ve içerik kazanmışlardır. Üretilen yeni inşaat malzemeleri, önce eski biçimsel kalıplar içinde, köprülerde, su kemerlerinde, su kulelerinde vb. kullanılmıştır. Dökme demirden İngiltereâ de Severn nehri üzerinde yapılan ilk köprü (1777-1779) bu yapılara örnektir. Mimar T.F. Pritchard tarafından tasarlanan köprü, hem strüktürün ana biçimlenişi ile hem de dekoratif bazı eklenti elemanları ile eski taş köprüleri andırmaktadır.
İlk sanayi yapılarının belirleyici niteliği, işlevde ve malzemede yenilik olmuştur. Fakat yeni malzemelerin sahip oldukları özelliklerin gereği olan yeni bir strüktür oluşturulamamıştır. Bu yapılarda yeni malzemelerin; hafiflik, kesitlerinin inceliği, geniş açıklıkları geçilebilmeleri, yapım sürelerinin kısalığı gibi özelliklerinden yararlanıldığı halde, eski strüktür sistemlerine bağlı kalınmıştır. Fakat geniş açıklıkların geçilebilmesi önemli bir gelişmedir. Özellikle ilk dönemde en yaygın olan tekstil sanayisinde, enerji kaynağı buhar makinesidir ve genelde bütün bir fabrikada bu makineden bir tane bulunmaktadır. Bu sebeple, bütün araçların vargeller ve kolonlar aracılığı ile bu makineye bağlanması zorunludur. Bu özelliğinden ötürü bu üretim sistemi, en azından kesiksiz sürekli bir hacme ihtiyaç duymaktadır.
Sanayi yapıları bu aşamada yeni bir işlevin henüz eski biçimlerde karşılandığı bir durumdadır.
Bundan sonraki aşamada, malzeme ile yapının strüktürü arasında bir uyum görülmeye başlanmıştır. Fakat bu davranış sanayi yapılarında değil de daha çok ürünlerin gösterişli bir biçimde teşhir edilmesi amacıyla inşa edilen sergi yapılarında ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar da çoğunlukla mühendisler tarafından yapılmıştır.
Dökme demir ve cam malzeme, 19.yüzyılın ortasından önce, çoğunlukla bahçe seralarında ve limonluklarda kullanılmıştır. Bu malzemeler, sanayi ile ilgili olarak ilk kez 1851âde Londraâda açılan büyük sanayi sergisinde kullanılmıştır. Yapı, asıl mesleği bahçıvanlık ve bitki uzmanlığı olan ve sera yapılarından dolayı, demir ve cam malzemeyi iyi tanıyan Joseph Paxton tarafından projelendirilmiştir. Daha sonra Crystal Palace adı verilen yapı, dökme demir iskelet olarak yapılmış ve arası cam ile kaplanmıştır
Birinci Dünya Savaşı Öncesi
1907â de Almanyaâda Deutscher Werkbund adı altında; fabrikatör, mimar ve dizayncıların bir çeşit buluşma yeri olan bir kurumun oluşturulması ile, sanayicilerin mimarlar ile işbirliği içinde çalışmaları başlamıştır. Buna ilk örnek olarak, AEG firması, yaptıracağı sanayi yapılarının, ürünlerinin, ambalaj biçimlerinin, hatta kullanacağı kırtasiye gereçlerinin biçimlendirilme sorumluluğunu mimar Peter Behrensâ e vermiştir. Bu olay, sanayi yapılarının gelişimleri açısından, tarihteki önemli bir hareket olmuştur.
Peter Behrens, çalışmalarında, AEGânin sanayi yapılarına, eski biçimlerden arınmış, kullanılan malzemenin işlevi, hammaddesi ve yapım süreci iyi düşünülmüş saf ve sağlam bir düzen getirmiştir. Örneğin Turbine Fabrikası, Almanyaâda yapılan ilk çelik ve cam yapıdır. Strüktürün kurulmasındaki akılcı tutum ve dozu iyi ayarlanmış bir anıtsallık bakımından tutarlı bir örnek olmaktadır
Birinci Dünya Savaşı Sonrası
Savaşı izleyen yıllardaki karışıklıklar, barışın geri gelmeyeceği kaygısı gibi belirsizlikler, mimarlığı ve mimarları kaçışa sürüklemiş, ekspresyonizm ortaya çıkmıştır. Behrensâin 1920-1925 yılları arasında Hoechstâün boya fabrikaları için yaptığı büro bloğu, özellikle girişi, ekspresyonizmin en uç örneklerinden birisidir.
Hoechst Boya Fabrikası
Ekspresyonist tutum 1925âte yok olmuş, yerini alan tutuma da enternasyonal stil denmiştir. Bu stil içinde süratli yapım yöntemleri geliştirilmiş, fakat yapı elemanlarının yanısıra, adeta düşüncenin ve tasarımın yöntemlerinin bile standartlaştırılmış olması giderek bu tutumu kısırlaştırmıştır. Bu tarzda inşa edilmiş sanayi yapılarına örnek olarak J.Andreas Brinkman ile L.C. Van derVlugtâ un 1928-1929âda Rotterdamâda yaptıkları Van Nelle Tütün Fabrikası, ile Sir Owens Williamsâın 1930-1932âde Nottinghamâda yaptığı Boots Kimyasal Ürünler Fabrikası gösterilmektedir


