kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Cannn6161 1
Cannn6161
onur akbaş 1
onur akbaş
PrimeAC 1
PrimeAC
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
romegames 1
romegames
Fethi Polat 1
Fethi Polat
xranzei 1
xranzei
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Kızıl Kartal

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan papaya
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 415

papaya

Level 5
TM Üye
Katılım
9 Ağu 2011
Konular
60
Mesajlar
547
Reaksiyon Skoru
9
Altın Konu
0
TM Yaşı
14 Yıl 10 Ay 6 Gün
Başarım Puanı
77
MmoLira
0
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Milyonlarca Beşiktaş taraftarı bir yandan şike soruşturmasının akibetini heyecanla beklerken, diğer yandan yeni takımın artılarını eksilerini merak ediyor...

1313028957991.jpg
Milyonlarca Beşiktaş taraftarı bir yandan şike soruşturmasının akibetini heyecanla beklerken, diğer yandan yeni takımın artılarını eksilerini merak ediyor. Şike soruşturması hakkında bugüne kadar bildiklerimizi yazdık, elimizden geldiğince futbol kamuoyunu bilgilendirmeye çalıştık. Şimdi sıra geldi futbol konuşmaya. Öyleyse biz de sahaya inelim ve futbol topunun peşine düşüp yeni Beşiktaş'ı anlamaya ve anlatmaya çalışalım. Kartal'ın geniş bir kadrosu var. Her mevkide en az iki oyuncusunun olması büyük bir avantaj. Bu bakışla transfer döneminde doğru işler yapıldığının altını çizebiliriz. Eğer, Tayfur hoca ve Serdal Adalı'nın başına gelen talihsizlik yaşanmamış olsa şu anda Beşiktaş dört dörtlük bir şekilde lige hazır olabilirdi.

Nabza göre şerbet veriyor
3 Temmuz'dan itibaren yeni sezon hazırlıklarını Avusturya'da sürdüren Kartal, burada Koch'un müthiş kondüsyon yüklemeleriyle çok iyi bir duruma gelmişti. Antrenmanları futbolcular için neşeli bir oyun haline getiren Alman antrenör deyim yerindeyse "nabza göre şerbet" verip tüm takımı eşit düzeye getirmeye çalıştı ve gözlemlediğimiz kadarıyla bunu da başardı. Eğer o çalışmaların ardından lige girmiş olsaydı, Beşiktaş için her şey çok güzel olabilirdi. Ne var ki şike skandalı konusunda yaşanan gelişmeler, ve Serdal Adalı'nın tutuklanmaları ister istemez takımı da etkiledi. Ardından ligin ertelenmesi ve zorunlu olarak yapılan Hollanda kampı, vites yükseltmesi gereken Kartal'ın tekrar işi rölantiye alıp yeniden hazırlık havasına girmesine neden oldu. Bu durum futbolcular üzerinde olumsuz bir hava yarattı. Çalışmalar ilk kampa göre daha sıkıcı geçerken futbolcular da, "Yeter artık lig başlasın" havasında göründüler. Yeni teknik direktör 'in son derece sıcak kanlı olması aslında hem kendisi, hem de takım adına bir şanstı. Son derece mütevazı bir insan olan Portekizli, kendi kırmızı çizgilerini belirledikten sonra futbolcuları sahada özgür bırakıp onları gözlemliyor ve en iyiyi bulmayı hedefliyor.

Güçsüz bir Guti'yle olmaz
Tayfur hoca döneminde 4-2-3-1 oynamaya alışan takımın yeni hocasıyla 4-3-3'e dönmesi önemli bir handikap olarak karşımıza çıktı. Carvalhal'in bu sistemde ısrar edeceği net şekilde görülüyor. En azından kendi söylemleri bu yönde. Ancak bu sistemle oynayacak Beşiktaş'ta doğru oyuncuların seçilmesi çok ama çok önemli. Böyle bir sistemde orta sahaya dizilecek üçlünün hem ön tarafı dörtlemesi, hem de arkayı beşlemesi, hatta duruma göre altılaması şart. Savunma ve hücumda dönen topları alıp etkili kullanmak da sistemin olmazsa olmazları. Bu şartlarda güçsüz bir Guti'nin orta sahada iş yapamayacağı aşikar. Ancak Carvalhal onu gerçek yeri olan 8 numarada oynatmaya kararlı. Bu büyük bir hata. Çünkü 4-3-3 sisteminde, geri gelmeyen, ikili mücadelerde çok fazla top kaptıran ve kısaca ayağına top bekleyen bir Guti takımın en zayıf halkası olur. Carvalhal'in bunu görmemesi mümkün değil. O takdirde bir risk alması zorunlu. Ya Guti'yi kulübeye çekecek ya da bu riskin sonuçlarına katlanacak. Çünkü orta sahada Guti'li bir üçlü kullanması halinde ön tarafta Quaresma ve Simao'nun da katılımıyla rakibe baskı uygulamayan oyuncuların sayısı en az üç olacak. Dolayısıyla sekiz kişinin, üç kişiyi taşıması gibi bir durumla karşı karşıya kalmak kaçınılmaz. Bu da fizik kurallarına aykırı. Gelin isterseniz hocanın kafasındaki onbiri masaya yatırıp onun üzerine konuşalım, böylelikle bazı şeyler daha net ortaya konabilir. Carvalhal'in ideal kadrosunda savunma aşağı, yukarı belli. Ekrem, Toraman, Egemen (Sivok-Sidnei) ve Tanju. Bu dörtlü; duruma ve de orta saha ve forvette kullanılacak yabancı oyuncu sayısına göre değişim gösterebilir. Örneğin Toraman savunmanın sağına, Egemen de sola çekilir (Büyük ihtimalle UEFA Avrupa Ligi maçlarında böyle olacaktır), göbekte iki yabancı Sidnei ve Sivok birlikte oynar. İsmail, Rıdvan, Hilbert gibi oyuncular da form durumlarına ya da diğerlerinin formsuzluklarına göre bu bölgede yer bulabilirler. Yani savunmada alternatifler oldukça fazla.

Ernst ve Necip'ten vazgeçmez
Carvalhal orta sahada Guti'yi kullanacak, o kesin gibi görünüyor. En azından ilk maçlarda kaptanı gözden çıkarması mümkün değil. İşte bu noktada yanında kimi oynatacağı çok önemli. Bana göre Guti'nin fiziksel eksikliğini en iyi şekilde kapatacak olan ikili Ernst ve Necip'tir. Eğer Beşiktaş Guti'yle 4-3-3 oynayacaksa bu ikiliden taviz vermek intihar anlamına gelebilir. Portekizli teknik adamın ön taraftaki planları sağ kanatta Bebe'nin sakatlanması nedeniyle biraz değişim gösterecek. Şu anda forvetin ortasında Almeida dışında bir alternatif kalmadı diyebiliriz. İki kanat ise Quaresma ve Simao'ya emanet olacak. Bu demektir ki, rakibe pres yapmayan oyuncular arasına bir de Almeida katılacak. Yani sekiz kişinin üç kişiyi taşıması gereken sistemden, yedi kişinin dört kişiyi taşıması gibi daha zorlu bir durum ortaya çıkacak. Uzun sözün kısası, hoca elindeki malzemeyi tam incelemeden ayağının tozuyla 4-3-3 oynatacağını açıkladı ve artık geri adım da atamıyor. Görüntü olarak pragmatik bir teknik adam izlenimi verse de, aniden sistem değişikliğine gitmesini mümkün görmüyorum. Çünkü o takdirde sorgulanacağının farkında. Dolayısıyla Beşiktaş'ın bu şartlarda hem ligde, hem de başlarsa ligin ilk haftalarında ciddi şekilde zorlanacağını düşünüyorum. Umarım yanılırım ama en azından şimdiki izlenimim böyle. Peki ne yapılabilir. Bir başka deyişle bu kadar eleştirinin ardından bizim önereceğimiz alternatif çözümler yok mu? Var elbette! Öyleyse geçelim öneriler kısmına... Bana göre Beşiktaş'ın başındaki teknik adam eline kalemi aldığında kadroya öncelikle Necip ve Ernst'i yazmalı. Yanlarına ekleyeceği ilk isim de Fernandes olmalı. Savunma kurgusuna zaten itirazım yok. Ön bölgeye gelince, eğer Bebe sakatlanmasaydı ideali, Quaresma-Bebe-Simao üçlüsüydü. Arkada rakibe basan bir orta saha olunca ön bölgede Simao (ki o da bu sezon nispeten çok daha hareketli ve geriye de geliyor) ve Quaresma yeteri kadar koşmasalar dahi ayaklarına bolca top gelecektir. Bebe'nin boş alan koşuları, ani şutları ve savunmayı allak bullak eden deparları da Kartal'ın rakiplerini devirmesini çok kolaylaştırırdı. Bebe'nin sakatlığı uzun sürecek gibi görünüyor. Erken iyileşirse Beşiktaş'ın bu noktaya geleceğini düşünüyorum.

Deplasman forveti Mehmet
Öte yandan Mustafa Pektemek ve Mehmet Akyüz de forvet için çok önemli alternatifler. Özellikle Mehmet Akyüz inanılmaz yıpratıcı bir forvet. Ben onu bir zamanlar Fenerbahçe formasıyla rakip savunmaları hallaç pamuğu gibi atan Hasan Vezir'e benzetiyorum. Gol vuruşlarında çok etkili değil ama rakip defansın dengesini alt üste edecek bir enerjiye sahip. Dolayısıyla Bebe'nin yokluğunda özellikle deplasmanlarda Almeiada riskine girmek yerine bu oyuncuyu düşünmek çok daha akıllıca olabilir. Mustafa Pektemek ise büyük ihtimalle yeni sistemin kurbanı olacaktır. Eğer Tayfur hoca takımın başında kalsa Beşiktaş muhtemelen 4-2-3-1 oynayacaktı. O takdirde Pektemek'in forvet arkasında kendine yer bulması çok daha kolay olurdu. Yine de son derece kaliteli bir oyuncu olan, her pozisyonda şut atan ve kaleye dikine giden bir Pektemek, bu kadroyu bir yerinden delip forma şansı bulabilir. Holosko'nun ise iyi bir alternatif olarak kenarda beklemesi şimdilik kaçınılmaz gibi görünüyor.

Almeida çok klas ama yavaş!
Ve geldik Beşiktaş sezon öncesi raporunun sonuç bölümüne.. Bu bölümde Kartal'ın kırmızı çizgilerinin altını çizeceğiz. Tabii bunlar bizim bakışımızla kırmızı görünen çizgiler. Hocanın kendi çizgileri ayrı olabilir. Evet Guti müthiş kariyeri olan ve fizik gücü yerinde olması halinde bir maçın kaderini değiştirebilecek bir oyuncu. Deyim yerindeyse o gerçek bir 'altın' ama dün maç yorumumda da belirttiğim gibi sadece bir 'çeyrek.' Dolayısıyla ilk kırmızı çizgimiz Guti'nin, ancak rakip yorulduktan sonra yani son 15-20 dakikada sahada olması gerektiği şeklinde. Necip ve Ernst bu takımın olmazsa olmazı. Beşiktaş kalecisiz sahaya çıksın ama Necip ve Ernst'siz çıkmasın. Bana göre en önemli ikinci kırmızı çizgi bu... Önlerinde Quaresma, Simao gibi dev isimler olmasa, Pektemek ve Akyüz bu takıma direkt girebilirler ve hiç sırıtmazlardı. Dolayısıyla onları küstürmemek, mümkün olduğunca şans vermek Beşiktaş'ın bir başka kırmızı çizgisidir. Almeida çok klas ama o derece de ağır. Bu oyuncunun deplasmanlarda bir alternatif olarak düşünülmesi bile fantezi olur. İç sahada baskı kurulabilecek maçlarda kullanılması yine bana göre Beşiktaş'ın en önemli kırmızı çizgilerinden biridir. Evet çok büyük bir sürpriz olmaz ise yeni sezon 9 Eylül'de start alacak. Ondan önce Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi'nde oynayacağı iki maç var. Bu iki maça henüz tam hazır olmasa da tecrübesiyle Rus rakibini ekarte edeceğini düşünüyorum. Ondan sonra başlayacak olan lig maratonunda işlerin nasıl gideceği ise tamamen kaç 'kırmızı çizgi ihlali' olacağına bağlı. Bu arada dip not olarak şunu belirteyim; Tayfur hocanın serbest kalması çok gecikmez ve takımın başına dönerse o takdirde bir sistem sorunu yaşanması da kesin. Çünkü Tayfur hoca hem bu Guti'yi oynatmaz, hem de 4-3-3 oynamaz. Bunlar da Carvalhal'in kulağına küpe olsun. Benden söylemesi.

Muhammed'i rahat bırakalım!
Muhammed beni şaşırttı. Üzerindeki büyük baskıdan dolayı bir adım ilerleyemiyor. Bu çocuğun rahat bırakılması gerektiğinin altını bir kez daha çizeceğim. Aksi halde böyle bir yetenek kaybolup gidebilir. Ona şimdiden Maradona muamelesi yapmak çok tehlikeli. Taraftarın ona gösterdiği aşırı ilgi de üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu gidişle yazık olur bu çocuğa. Yeteneği tartışılmaz fakat üzerindeki baskı ve bir an önce beklentilere cevap verme isteği, mental olarak gelişmesini engelliyor. Muhammed'i bir süre unutmak ve gelişmesini beklemek en iyisi.

TANJU TAŞ GİBİ
Beşiktaş'ın yenilerinden Tanju, taş gibi bir savunmacı. Sağlam, ikili mücadelerde yılmıyor. Bomba gibi şutları var. Tek eksiği biraz ağır, çabuk değil. Hemen belirteyim, akıllı kademeleri ve az risk almasıyla bunu tolere ediyor. İsmail'in bu bölgede işi hiç de kolay değil. Beşiktaş 11'in asıl oyuncusu Tanju olur, İsmail onun arkasında bekler gibi geliyor bana.

KALEDE SORUN ÇIKMAZ
Rüştü'nün tecrübesi Cenk'in en büyük avantajı. Cenk zaten çok iyi bir kaleci, Rüştü ağabeyinin desteğiyle daha iyi olacak. İnanılmaz düzgün bir karakter olan Rüştü de Beşiktaş'a kendini adamış durumda. Oynayıp-oynamamayı dert etmiyor. Kaleye Cenk geçtiği anda yedek kulübesinde en az onun kadar heyecanlanıyor ve sanki her pozisyonda Cenk'le birlikte topa atlıyor. Bu şartlarda Beşiktaş'ın başka bir isim aramasına gerek yok. Üç kalecisi var, Allah sakatlık vermesin, ikisi bile yeter.

BU YÜZSÜZ BENİM AYRICALIKLIM
Onu hiç eleştirmem ve bu belki de bir futbol adamı olarak yaptığım önemli hatalarımdan biri. Ben de farkındayım, Quaresma asla bir takım oyuncusu değil. Kendini nasıl mutlu hissedecekse öyle oynuyor. Tribündeki insanları mutlu etmeyi de seviyor. O, bana çocukluğumuzun renkli futbolunu hatırlatıyor. Bugünkü endistüriyel futbola kafa tutan, 'kazanmak her şey değildir' diyen bir futbol isyankarıdır o. Bir bilek hareketi, sağ ayak dışıyla yaptığı bir trivela, orta sahayı geçer geçmez hiç beklenmeyen anda çıkardığı müthiş bir şut, rakibi bayıltan çalımları yetiyor bana. Bazıları böyledir, yıldız doğarlar. Top onları sever, ayrıcalık tanır! Söylediklerini harfiyen yapar! Meşin top ve bir yıldız yeşil çimlerin üzerinde buluştukları zaman, tabelada yazan skor ne olursa olsun, insanlar sahada kendilerini mutlu edecek bir şeyler görmüş olurlar. Uzatmayalım.. O gerçek bir yıldız. Eduardo Galeyano'nun da "Güneşte ve Gölgede Futbol" kitabında altını çizdiği gibi, o bedensel bir zevk uğruna bütün kuralları çiğnemeye gönüllü bir futbol yüzsüzü! Var mı daha ötesi...

Fotomaç
 
Teşekkürler.
 
Paylaşım için Teşekkürler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst