HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Yazarlardan Osman Bulugil son yazısında, Alex Ferguson ve Şenol Güneş'i değerlendirdi.
Yazının başlığından belki de aklınıza ilk olarak Trabzonsporlu Alanzinhonun Fenerbahçeli Alexe benzerliğiyle ilgili bir içerik gelebilir. Fakat yazının konusu başka bir yere işaret ediyor: Alex Ferguson ve Şenol Güneş.
Öncelikle biraz Fergusona değinerek başlayalım. 20 yılı aşkın süredir Manchester Unitedın başında ve birçok kupa kazanmış bir teknik adam. Fergusonun başarı istatistiklerini ortaya dökmekten ziyade sahip olduğu oyun felsefesini açıklamaya çalışacağım.
Fergusonun oyun karakterini biraz açalım: Alexin takımı öncelikle güçlü bir orta sahaya sahip olmasıyla öne çıkıyor ve rakibi sinir eden bir oyun anlayışına sahip. Orta sahada mücadele gücü yüksek, süratli oynayan bir takımda zaman zaman topu rakibe vererek fakat onun oyun oynayabileceği sınırı da çizerek rakibi sinir eden bir oyun oynuyorlar. Rakibe topu verirken aynı zamanda onlara gol atamayacağı hissini de veriyorlar. Bu noktadan sonra top rakipte ama oyunun kontrolü Fergusonun takımında oluyor. Fergusonun takımında yapabileceği en iyi şey de bu aslında. Oyuncular bu oyunu üretirken, bu oyun felsefesi de oyuncuları üretiyor. Orta sahada kullandığı oyuncular, oyunu sete çevirerek pas yapabilecek özelikte değil. Daha çok mücadele gücü yüksek ve hızla atağa çıkabilen oyunculardan oluşan bir takım.
Bu açıdan zaman zaman rakibe göre topu ona verip, onun oynayacağı sınırı çizmek ve bunu yaparken oyun disiplininden hiç kopmamak Fergusonun en önemli katkılarından biri olsa gerek. Ferguson bu oyunu oynatırken de sıradan sayılabilecek oyunculara daha yetenekli oyuncuları harmanlıyor. Bu oyun bir tarafıyla da bize futboldaki yaratıcılığını gösteriyor Fergusonun.
Şenol Güneşle de burada buluşuyorlar. Fergusonun yaptığına benzer bir harmanı Şenol Güneşin takımında da görebiliyoruz. Türkiye liginde, lig içinde bir değerlendirme yaptığımızda yıldız olarak öne çıkan oyunculara üç büyüklerin sahip olduğu aşikar. Aynı zamanda yabancı oyuncu transferinde Trabzonspora göre çok daha avantajlılar. Yani ligin tekeli onların elinde. Trabzonspor da dördüncü büyük olarak atfediliyor. Onlar gibi bütçeye ve olanaklara sahip değil. Bu açıdan, coğrafi koşulları tutun da kentin sosyo-ekonomik durumuna kadar birçok faktör Trabzonspor için özkaynaklarına yönelmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu yapıyı kurabilmenin temel taşını da Şenol Güneş oluşturuyor. Şenol Güneş Türkiye liginde futbolun başka bir tarafını oynatmaya çalışıyor. Tabii ki Ferguson gibi kendi özkaynaklarını üretecek zamana sahip değil. Fakat onun gibi bir oyun felsefesine sahip ve üç büyüklere göre sıradan sayılabilecek oyuncularla (ya da onların dışladığı oyuncularla) farklı bir oyun oynayan takım izlettirmeyi başardı Şenol Güneş.
Trabzonsporda temel etkiyi Şenol Güneş yapıyor. Trabzonspor bu yıl şampiyonluk için önemli bir mücadele örneği sergiledi. Oyun felsefesi öncelikle, oyun olmaktan çıkarılan futbolda hala oyun oynamayı inatla sürdürmeyi gösteriyor. Şenol Güneşin takımı tabii ki Fergusonun takımı gibi oynamıyor. Fakat hem topa sahipken, hem de rakipteyken, oyunu yönlendirmeye çalışan, ne yaptığını bilen, orta sahada mücadele gücü yüksek, hızla hücuma çıkabilen, savunmada konsantrasyonu yüksek tutmaya çalışan (yapabildikleri kadarıyla) bir takımı var Şenol Güneşin. Onların oyunu bize oynattığı oyunculardan da okunabilir. Örneğin Burak Yılmazın daha önceki performansını herkes hatırlayacaktır. Bir de bu yılki performansını koyduğumuzda bu takımda başka bir şey olduğunu görebiliyoruz. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Önümüzdeki yıl önemli oyuncularını kaybetse de Trabzonda Şenol Güneş kaldığı sürece, bu oyunu yine izleyeceğiz. Sahada oyuncuların ismi değişecek, fakat yine aynı oyunun bir parçası olarak bir başka oyuncularla başka bir futbolu oynamaya devam edecek Şenol Güneşin takımı.
Öncelikle biraz Fergusona değinerek başlayalım. 20 yılı aşkın süredir Manchester Unitedın başında ve birçok kupa kazanmış bir teknik adam. Fergusonun başarı istatistiklerini ortaya dökmekten ziyade sahip olduğu oyun felsefesini açıklamaya çalışacağım.
Fergusonun oyun karakterini biraz açalım: Alexin takımı öncelikle güçlü bir orta sahaya sahip olmasıyla öne çıkıyor ve rakibi sinir eden bir oyun anlayışına sahip. Orta sahada mücadele gücü yüksek, süratli oynayan bir takımda zaman zaman topu rakibe vererek fakat onun oyun oynayabileceği sınırı da çizerek rakibi sinir eden bir oyun oynuyorlar. Rakibe topu verirken aynı zamanda onlara gol atamayacağı hissini de veriyorlar. Bu noktadan sonra top rakipte ama oyunun kontrolü Fergusonun takımında oluyor. Fergusonun takımında yapabileceği en iyi şey de bu aslında. Oyuncular bu oyunu üretirken, bu oyun felsefesi de oyuncuları üretiyor. Orta sahada kullandığı oyuncular, oyunu sete çevirerek pas yapabilecek özelikte değil. Daha çok mücadele gücü yüksek ve hızla atağa çıkabilen oyunculardan oluşan bir takım.
Bu açıdan zaman zaman rakibe göre topu ona verip, onun oynayacağı sınırı çizmek ve bunu yaparken oyun disiplininden hiç kopmamak Fergusonun en önemli katkılarından biri olsa gerek. Ferguson bu oyunu oynatırken de sıradan sayılabilecek oyunculara daha yetenekli oyuncuları harmanlıyor. Bu oyun bir tarafıyla da bize futboldaki yaratıcılığını gösteriyor Fergusonun.
Şenol Güneşle de burada buluşuyorlar. Fergusonun yaptığına benzer bir harmanı Şenol Güneşin takımında da görebiliyoruz. Türkiye liginde, lig içinde bir değerlendirme yaptığımızda yıldız olarak öne çıkan oyunculara üç büyüklerin sahip olduğu aşikar. Aynı zamanda yabancı oyuncu transferinde Trabzonspora göre çok daha avantajlılar. Yani ligin tekeli onların elinde. Trabzonspor da dördüncü büyük olarak atfediliyor. Onlar gibi bütçeye ve olanaklara sahip değil. Bu açıdan, coğrafi koşulları tutun da kentin sosyo-ekonomik durumuna kadar birçok faktör Trabzonspor için özkaynaklarına yönelmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu yapıyı kurabilmenin temel taşını da Şenol Güneş oluşturuyor. Şenol Güneş Türkiye liginde futbolun başka bir tarafını oynatmaya çalışıyor. Tabii ki Ferguson gibi kendi özkaynaklarını üretecek zamana sahip değil. Fakat onun gibi bir oyun felsefesine sahip ve üç büyüklere göre sıradan sayılabilecek oyuncularla (ya da onların dışladığı oyuncularla) farklı bir oyun oynayan takım izlettirmeyi başardı Şenol Güneş.
Trabzonsporda temel etkiyi Şenol Güneş yapıyor. Trabzonspor bu yıl şampiyonluk için önemli bir mücadele örneği sergiledi. Oyun felsefesi öncelikle, oyun olmaktan çıkarılan futbolda hala oyun oynamayı inatla sürdürmeyi gösteriyor. Şenol Güneşin takımı tabii ki Fergusonun takımı gibi oynamıyor. Fakat hem topa sahipken, hem de rakipteyken, oyunu yönlendirmeye çalışan, ne yaptığını bilen, orta sahada mücadele gücü yüksek, hızla hücuma çıkabilen, savunmada konsantrasyonu yüksek tutmaya çalışan (yapabildikleri kadarıyla) bir takımı var Şenol Güneşin. Onların oyunu bize oynattığı oyunculardan da okunabilir. Örneğin Burak Yılmazın daha önceki performansını herkes hatırlayacaktır. Bir de bu yılki performansını koyduğumuzda bu takımda başka bir şey olduğunu görebiliyoruz. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Önümüzdeki yıl önemli oyuncularını kaybetse de Trabzonda Şenol Güneş kaldığı sürece, bu oyunu yine izleyeceğiz. Sahada oyuncuların ismi değişecek, fakat yine aynı oyunun bir parçası olarak bir başka oyuncularla başka bir futbolu oynamaya devam edecek Şenol Güneşin takımı.
