- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,097
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 310s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 719
- TM Yaşı
- 17 Yıl 7 Ay 7 Gün
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
1.SözcüÄün türü, görevi, iÅlevi, çeÅidi sorulursa sözcüÄün isim mi, zarf mı, sıfat mı,zamir mi ,edat mı⦠olduÄuna bakılacaÄını;
2.Sıfatların isimleri, zarfların genellikle fiilleri nitelediÄini
(güzel kız: sıfat ; güzel konuÅ:zarf );
3.Sıfatların mutlaka ilgili olduÄu isimden önce gelmesi gerektiÄini ( kötü insan: sıfat);
4.Niteleme sıfatlarının önündeki isim düÅerse sıfatın adlaÅmıŠsıfat olduÄunu ( kötülerle arkadaÅlık yapmayın:adlaÅmıŠsıfat)
5.Yüklemi ekeylem almıŠfiilimsiden oluÅan cümlelerin isim cümlesi olduÄunu (Tek amacım, sizleri gelecekte iyi yerlerde görmektir.)
6.İsmin âe , -de ,-den hal ekleriyle biten öÄelerin genellikle dolaylı tümleç olduÄunu, ismin âi haliyle biten öÄenin her zaman belirtili nesne olduÄunu, 3. tekil iyelik ekiyle ( -(s) i) biten öÄenin özne olduÄunu ( yolda gördüm: dt ) (bahçeyi gezdim: b.n) (babası geldi: öz.);
7. âden ekiyle biten öÄe cümleye bir sebep anlamı katarsa o öÄenin zarf tümleci olduÄunu (hastalandıÄından gelemedi:zt);
8.-de ve âden çekim eklerinin sıfat tamlaması kurduklarında yapım eki özelliÄini kazandıÄını (sıradan insanlar ,candan arkadaÅım, gözde öÄrenci: önündeki isme ânasılâ sorusunu yöneltebiliyoruz öyleyse altı çizili ekler sıfat yapmıÅtır ve bu yüzden artık yapım ekidir.);
9.İyelik eklerinin bir ismin sonuna gelerek onun kime ait olduÄunu bildirdiÄini, iyelik eklerini daha kolay bulabilmek için ismin baÅına âbenim, senin, onun, bizim,sizin,onlarınâ getirebileceÄimizi (kitabım, yavrusuâ¦);
10.İyelik eki almıŠbir isimin baÅında iyelik zamiri (benim,senin,onunâ¦) kullanılmamıÅsa bunların tamamının âtamlayanı düÅmüŠisim tamlamasıâ olduÄunu (pantolonum,annesiâ¦) ;
11. Her â im ekinin aynı ek olmadıÄını
(* telefonum nerede? :1.tekil iyelik eki âbenim telefonumâ,
*çok iyiyim: ekfiilin geniÅ zamanı ;çünkü isme gelmiÅ ve onu yüklem yapmıÅtır,
*bizim çocuklarımız: tamlayan eki,
*ölümden korkma: fiilden isim yapım eki
*yanına geleceÄim:Åahıs ekidir, bütün Åahıs ekleri mutlaka kip ekinden sonra gelir);
12.İsim (ad) tamlamalarında ilk sözcüÄe tamlayan ikinci sözcüÄe tamlanan dendiÄini (yüreÄinin sesi ) ;
tamlayan t.nan
13. İsim tamlamalarında tamlayanla tamlananların yer deÄiÅtirebileceÄini (içini gıdıklıyordu bütün erkeklerin);
t.nan tamlayan
14.Belirtili isim tamlamalarında her iki unsurun da ek aldıÄını ve tamlanana âneyin, kiminâ sorularını yöneltebildiÄimizi (bahçenin kapısı :neyin kapısı)
belirtisiz isim tamlamalarında sadece tamlananın 3.tekil kiÅi iyelik eki aldıÄını tamlayanın hiçbir ek almadıÄını ve hem daha kolay bulabilmek hem de sıfat tamlamalarıyla karıÅtırmamak için tamlanana âneâ sorusunu sorduÄumuzu (bahçe kapısı : ne kapısı?);
15.Belirtili ad tamlamalarında araya sıfatların girebileceÄini ya da tamlayanın sıfatlarla nitelenebileceÄini (Sütçü İmamâın kahraman torunları );
16. âİn tamlayan ekinin yerine bazen âden ekinin de kullanılabileceÄini (aÅaÄıdakilerden hangisiâ¦);
17.Takısız isim tamlamalarında iki unsurun da ek almadıÄını
tamlananın neye benzediÄini ya da neyden yapıldıÄını, ayrıca sıfat tamlamalarıyla karıÅtırmamak için araya âdenâ ya da âgibiâ getirmemiz gerektiÄini (altın (dan) yüzük ,ipek (gibi) saç )
Takısız isim tamlamalarıyla niteleme sıfatlarını birbiriyle karıÅtırmayın, niteleme sıfatlarının arasına âgibiâ âdenâ getiremezsiniz. (yorgun adam :sıfat tamlaması );
18.Bir sıfatın birden çok adı niteleyebileceÄini (yeni ev ve araba );
19.Bir ismin birden çok sıfatının olabileceÄini (zeki, çalıÅkan, dürüst , bir öÄrenciydi);
20.Kurallı birleÅik sıfatların , -lı, -li eki almıŠsıfat tamlamalarının ismi nitelemesiyle ve sıfat tamlamasında isimle sıfatın yer deÄiÅtirmesi ve isme getirilen 3. t.k. iyelik ekini almıŠsöz grubunun ismi nitelemesiyle oluÅtuÄunu (uzun saç: sf. Tm. ~ uzun saçlı erkek : birleÅik sıfat ; bozuk yol: sf. Tm. ~ yolu bozuk köy :birleÅik sıfat );
21.Belirtisiz isim tamlamalarının da sıfat olarak kullanılabileceÄini (altın sarısı saç );
22. Zamirlerle de isim tamlaması kurulabileceÄini (benim üniversitelerim, senin dünyan, kendi insanlarımız, kimin nesi)Msn ÃÄretmen öss kpss Gazeteler Sohbet hazır mesajlar ders izle Belirli Gün ve Haftalar Ãanakkale savaÅı Åiir
23. GeçiÅli fiillerin yani neyi, kimi sorularını yöneltebildiÄimiz fiillerin kılıŠfiili (atmak, delmek, açmak),
Bir hareket bildiren, geçiÅsiz olan ve hareketin kiÅinin kendi isteÄiyle gerçekleÅtiÄini ifade eden fiillere durum fiili (yürümek, güldü, oturmuÅ)
Bir hareket bildirmeyen, eylemin kiÅinin kendi isteÄi dıÅında gerçekleÅtiÄini ifade eden ve geçiÅsiz olan fiillere oluÅ fiili (kararmak, sararmak,solmak,büyümek)dendiÄini ;
24.Fiil kiplerinin haber kipleri (-di, -miÅ,-yor, -ecek , -ar,-mez)
ve dilek kipleri (-ayım, -alım, -a ,-malı, emir ekleri) olmak üzere ikiye ayrıldıÄını ;
25.Basit zamanlı fiillerin tek ;birleÅik zamanlı fiillerin iki kip eki aldıÄını (gelmiÅ: basit zamanlı ~ gelmiÅti:birleÅik zamanlı)
26.Bir fiil birleÅik zamanlı ise orada mutlaka bir ekfiilin olduÄunu (çalıÅmalıymıÅım ~çalıÅmalı imiÅim);
27.Bir cümlede eÄer isim soylu bir sözcük yüklem olmuÅsa orada mutlaka bir ekfiilin olduÄunu (sınıf temizmiÅ, her Åeyim sensin, bu yaptıklarım senin içindi, o da iyidir.);
28. Fiil çatısı denince, fiillerin özne ve nesneye göre aldıÄı durumun sorulduÄunu;
29.Ãznesine göre fiil çatısının etken,edilgen,dönüÅlü,iÅteÅ
olarak dört grupta incelendiÄini;
30.Bir fiilin edilgen olabilmesi için mutlaka âl ,-n çatı eklerini alması gerektiÄini ve öznesinin (eylemi yapanın) belli olmaması gerektiÄini (Sokaklar temizle-n-di) (kim tarafından temizlendi? Cevap yok)
31.Bir fiil edilgen çatılı ise öznesi mutlaka sözde öznedir. (çaylar içi-l-di ) (çaylar:sözde öznedir)
32.Bir fiilin dönüÅlü olabilmesi için âl, -n çatı eklerinden birini alması, öznenin belli olması ve kendi kendine olma anlamı vermesi gerektiÄini (kadın aynanın karÅısında süsle-n-di ) (kadın: gerçek özne)
33.Bir fiilin iÅteŠçatılı olabilmesi için ââiÅâ çatı ekini mutlaka alması , öznenin en az iki kiÅi olması ve eylemin birlikte ya da karÅılıklı yapılma anlamı vermesi gerektiÄini (çocuklar döv-üÅ-tü :karÅılıklı ~ kadınlar gül-üÅ-tü: birlikte);
34.Etken fiillerin öznesinin belli olduÄunu yani öznesinin gerçek olduÄunu ve âl , -n ,-Šçatı eklerinden birini almaması gerektiÄini ( çocukları dövdü)
35.Fiillerin nesnesine göre âgeçiÅli, geçiÅsiz, oldurgan, ettirgenâ olduÄunu,
36.Bir fiillin baÅına âonuâ zamirini getirebiliyorsak o fiilin geçiÅli, getiremiyorsak geçiÅsiz olduÄunu (â sevdiâ geçiÅli bir fiildir; çünkü âonu sevdiâ diyebiliriz.) (âoturduâ geçiÅsiz bir fiildir çünkü âonu oturduâ diyemiyoruz.yani geçiÅliler nesne alabilirken geçiÅsizler alamıyor);
37.GeçiÅsiz bir fiilin âr , -t ,-tır ekleriyle geçiÅli yapılabileceÄini ve geçiÅsizken geçiÅli yapılan bu fiillere oldurgan fiil dendiÄini (adamı öl-dür-dü)
38.GeçiÅli fiillerin ât, -tır, -r ekleriyle yeniden geçiÅli yapılarak geçiÅlilik derecesinin artırılabileceÄini ve bu tür fiillere âettirgenâ çatılı fiiller dendiÄini(Bir de kitap al-dır-dı. );
39. Sıfatfiil ,zarf fiil ve isimfiil eklerinin üçüne birden fiilimsi(eylemsi) dendiÄini (sıfatfiil ekleri:an-ası-mez-ar-dik - ecek -miÅ)
(zarffiil ekleri:-arak, -ıp ,-madan, -ınca, -dıkça ,-dıÄındaâ¦)
(isinfiil ekler:- ma ,-ıŠ,-mak) ;
40. Her -acak, -mez , -ar ,-miÅ eklerinin sıfat fiil olmadıÄını,sıfatfiil olabilmesi için genellikle sıfat tamlaması kurması gerektiÄini, söz konusu ekler eÄer temel cümlede fiili yüklem yapmıÅsa zaman ekleri olduÄunu ( geçmiÅ günleri yad ettik :sıfat fiil eki) (günler ne çabuk geçmiÅ:geçmiÅ zaman eki)
41.Bir cümlede kaç tane fiilimsi varsa o kadar yan cümle olduÄunu (bir gülüÅün ölmem için yetecek: iki fiilimsi eki olduÄu için iki yan cümle vardır.);
42.Bir cümlede eÄer fiilimsi varsa o cümlenin giriÅik birleÅik bir cümle olduÄunu ve cümle yapısına göre sorulursa önce Åıklarda fiilimsi olup olmadıÄına bakacaÄımızı
(gülerek yanıma geldi :giriÅik birleÅik bir cümledir; çünkü
âerek fiilimsisi ekini almıÅtır );
43. BirleÅik fiillerin iki fiilin birleÅmesinden ( öpüver , bakakaldı, yapabildiâ¦), bir isimle bir yardımcı fiilin birleÅmesinden ( mutlu olmak, fark etmek, emretmek, etkili kılmakâ¦) ya da deyimin cümlede yüklem olmasıyla (baltayı taÅa vurdu) oluÅtuÄunu ;
44.Fiil kipinde anlam kaymasının bir zaman ekinin ya da dilek kipinin bir baÅka zaman eki ya da dilek kipi yerine kullanılması olduÄunu ( Sabahları yürüyorum (yürürüm) ,Nasrettin hoca eÅeÄe ters biner (binmiÅ) );
45.Yapım eki almamıŠsözcüklerin basit (geldi, çaylar ,seviyorum..), yapım eki almıŠsözcüklerin türemiÅ ( taÅlık, ıÅık, sevgiâ¦) olduÄunu ;
46.Yapım eklerinin sözcüÄün anlamını ve türünü deÄiÅtirdiÄini (uç-ak , göz-lük, çiz-gi );
47.Ãekim eklerinin sözcüÄün anlamını ve türünü deÄiÅtirmediÄini, adlara gelen çekim eklerinin durum ekleri,iyelik ekleri, çoÄul eki, tamlayan eki ; fiile gelen çekim eklerinin ise kip ve Åahıs ekleri olduÄunu;
48.İkili kökün (ortak kök, kökteÅ) anlam deÄiÅikliÄi olmadan hem isim ,hem fiil kökü olarak kullanılabilen kökler olduÄunu (Boya aldım :isim) (evi boyamıÅ: fiil ), âOrtak köklüâ sözcüklerle âsesteÅ, eÅsesliâ sözcüklerin farklı olduÄunu, sesteÅ sözcükler arasındaki ses benzerliÄinin tesadüfi olduÄunu ve aralarında hiçbir anlamsal baÄ olmadıÄını oysa ortak köklü sözcüklerde anlamsal baÄ olduÄunu ( Gül: âGül.â dedi bülbüle: Bu cümlede geçen ilk âgülâ sözcüÄü isimdir, ikincisi ise fiildir; dikkat ettiyseniz aralarında hiçbir anlamsal baÄ yok, öyleyse bunlar sesteÅ) ;
48.İkilemelerin ve edat öbeklerinin de sıfat ,zarf , isim olarak kullanılabileceÄini ( çocuk gibi aÄlıyordu: edat öbeÄi zarftır.
Deste deste para: ikileme sıfat görevindedir);
49.Cümle öÄelerine ayrılırken önce yüklemin tam ve doÄru olarak bulunması ve hemen ardından yükleme âkim ,neâ sorularını yönelterek öznenin bulunması gerektiÄini, özne bulunmadan nesnenin bulunmaması gerektiÄini;
50.Cümlenin öÄeleri bulunurken isim tamlamalarının, sıfat tamlamalarının, deyimlerin, ikilemelerin, birleÅik sözcüklerin bölünemeyeceÄini ;
51. Anlatım bozukluÄu sorularında ;
a) Cümlenin dil bilgisi kurallarına uygun olup olmadıÄına,
b)Ortak öÄelerden kaynaklanan bir yanlıÅlıÄın olup olmadıÄına,
c)Tamlama yanlıÅlarına,
d)Yan cümlenin yüklemi ile asıl yüklemin çatı uyumuna,
e)SözcüÄün cümlede doÄru yerde kullanılıp kullanılmadıÄına,
f)Bir sözcüÄün yanlıŠanlamda kullanılıp kullanılmadıÄına,
g)Sözcükler ya da düÅünceler arasındaki anlam çeliÅkisine,
h)Cümlenin duru, akıcı, açık olup olmadıÄına ve gereksiz sözcük olup olmadıÄına ,
i)Ãzne- yüklem uyumuna bakılacaÄını ;
52.Duru cümlenin içinde gereksiz sözcük bulunmayan cümle
olduÄunu
53.Akıcı cümlenin kolay okunur, anlaÅılır bir cümle olduÄunu
54.Yalın cümlenin söz sanatlarından arınmıŠcümle olduÄunu
55.Ara sözlerin iki virgül, iki kısa çizgi ya da iki parantez arasında söylenen açıklama niteliÄinde bir söz olduÄunu ve ara sözün cümleden çıkartıldıÄında cümlenin anlamının bozulmadıÄını (AyÅe ,evin en büyük olanı, dün gelin oldu.);
56.Ara sözün görevi sorulduÄunda aslında cümlenin hangi öÄesini oluÅturduÄunun sorulduÄu (Yukarıdaki cümlede ara söz özne görevindedir.);
57.Eksiltili cümlenin yüklemi söylenmemiÅ cümle olduÄunu (KarÅımıza birdenbire çıkıveren bir denizâ¦);
58.Cümlenin kuruluÅuna (diziliÅine) göre ya kurallı (düz) ya da kuralsız (devrik) olduÄunu, yüklemi sondaysa kurallı, sonda deÄilse devrik olduÄunu (Yarın size geleceÄim :kurallı)
(Yarın geleceÄim size :devrik)
59. Bir cümlenin yükleminde, â-me, -ma, -mez, -maz, -sız, -siz ekleri ya da âyokâ , âdeÄilâ sözcükler varsa o cümlenin olumsuz bir cümle olduÄunu ;
60.Sözcüklerin yanlıŠyazılmasının , sözcüklere getirilen eklerin yanlıŠolmasının yazım yanlıÅı olduÄunu ;
61.Ãzel isimlerin hepsinin büyük harfle baÅlaması gerektiÄi ;aksi taktirde bir yazım yanlıÅlıÄı yapılmıŠolacaÄını (Yaban, Milliyet gazetesi, KarabaÅ, Meydan Mahallesi ,Kenan)
62. âf,s,t,k,ç,Å,h,pâ sert ünsüzleriyle biten bir sözcüÄe âc,d,gâ yumuÅak ünsüzüyle baÅlayan bir ek getirildiÄinde bu ünsüzler eÄer âç , t ,kâ ye dönüÅtürülmezse orada bir yazım yanlıÅı yapılmıŠolacaÄını ve bu dönüÅümden sonraki ses olayına ünsüz benzeÅmesi (sertleÅmesi) dendiÄini (kitapcı :yanlıŠ~kitapçı: doÄru ve aynı zamanda bir ünsüz benzeÅmesi vardır)
63. âp,ç,t,kâ sert ünsüzlerle biten kelimelere ünlüyle baÅlayan bir ek getirildiÄinde bu ünsüzlerin yumuÅadıÄını buna da ünsüz yumuÅaması dendiÄini ,özel isimlerde bu yumuÅamanın olmadıÄını ( aÄaç âı ~ aÄacı , Zonguldakâı )
64. Ãzel adlara , sayılara, kısaltmalara getirilen çekim eklerinin kesme iÅaretiyle ayrılması gerektiÄini ;aksi taktirde bir yazım yanlıÅlıÄı yapılmıŠolacaÄını (AyÅeâyi ,TDKânin,5âte)
65. BaÄlaç olan âde ,daâ nın ayrı yazıldıÄını ,kesinlikle âte,taâ biçimi olmadıÄını, cümleden çıkartıp cümleyi yeniden okuduÄumuzda cümlenin yapısının bozulmadıÄını (Sana kitap da alacaÄım.) ;
66. Ãzel isimden sonra gelen âde ,daâ baÄlacının kesinlikle kesme iÅaretiyle ayrılmayacaÄını( sizinle Ahmet de gelecekti.);
67. âkiânin çekimli bir fiilden sonra geliyorsa baÄlaç olduÄunu ve mutlaka ayrı yazılması gerektiÄini (duydum ki unutmuÅsun gözlerimin rengini)
68. âkiâ eklendiÄi isimi sıfat yapmıÅsa yani önündeki isme
â hangiâ sorusunu yöneltebiliyorsak o -kiânin sıfat yapan
â-kiâ olduÄunu, sıfat yapan âkiâlerin genellikle ââda ,-deâ ekinden sonra geldiÄini ve bitiÅik yazıldıÄını (duvardaki resim: hangi resim ; üzerindeki elbise :hangi elbise? );
69. âkiâ eÄer bir ismin yerini tutmuÅsa ve âkiâ den sonra âlerâ çokluk ekini getirebiliyorsak o âkiânin ilgi zamiri olduÄunu ve bitiÅik yazılması gerektiÄini (Seninki geliyor ~ Seninkiler geliyor );
70. âmiâ soru edatının her zaman ayrı yazıldıÄını ,hangi ögeden sonra geliyorsa o ögeyi buldurmaya yönelik olduÄunu
,- ma ,-me olumsuzluk ekinin darlaÅmıŠbiçimiyle karıÅtırmamak gerektiÄini (Siz mi geleceksiniz? :soru ekidir ve özneden sonra geldiÄi için özneyi buldurmaya yöneliktir.)
(Beni niçin dinlemiyor? :Burada âme olumsuzluk ekinin darlaÅmıŠbiçimidir ve bitiÅik yazılmalıdır.)
71.Büyük ünlü uyumuna âkalınlık âincelik uyumuâ , küçük ünlü uyumuna ise âdüzlük âyuvarlaklık uyumuâ dendiÄini ;
72.İçinde cümleyi kuran kiÅinin yorumu ,beÄenisi olmayan, herkesçe kabul edilen yargıların ânesnelâ ; kiÅinin kendi beÄenisini, yorumunu dile getiren ve kanıtlanamayan yargılara ise âöznelâ dendiÄini (Dünyanın en uzun nehri Nil nehridir :Nesnel ) (Nilâi seyretmeye doyum olmaz :öznel )
73.Bir sanatçının anlatım biçimiyle ilgili cümlelere üslup cümlesi dendiÄini (Yazar, bu romanında uzun cümleler kullanmıÅ, yöre insanının konuÅma dilinden yararlanmıÅtır.);
74. âDolaylı anlatımâla âdolaylamaâ nın farklı kavramlar olduÄunu;
75.Birinin cümlesini hiç deÄiÅtirmeden kendi cümlemiz içinde aktarmaya âdoÄrudan anlatımâ ,birinin sözünü kendi cümlemiz içinde eriterek, az çok deÄiÅtirerek vermeye âdolaylı anlatımâ dendiÄini (ÃÄretmenim:âBu olmamıÅ.â dedi. :doÄrudan anlatım) (ÃÄretmenim bunun olmadıÄını söyledi.
76.Tek bir sözcükle anlatılabilecek bir sözcüÄün birden çok sözcükle anlatılmasına âdolaylamaâ dendiÄini (Bu yıl bacasız sanayinin yüzleri güldüreceÄi söyleniyor :Turizm kastedilmiÅ)
77.âİçinâ edatının â-mek içinâ Åeklinde kullanıldıÄında âamaç- sonuçâ ; â-dıÄı içinâ Åeklinde kullanıldıÄında â neden â sonuçâ bildirdiÄini (seni görmek için geldim: amaç-sonuç)
(çalıÅmadıÄı için kazanamadı: neden- sonuç);
78.Belgisiz zamir ve sıfatların iki sözcükten oluÅtuÄu durumlarda bitiÅik yazılması gerektiÄini (birkaç insan, biraz sevgi, birtakım medyaâ¦);
79. âEtmek, olmakâ yardımcı fiilleriyle oluÅmuÅ birleÅik fiillerde isim unsurunda bir ünlü düÅmesi ya da ünsüz türemesi olmuÅsa bitiÅik, olmamıÅsa ayrı yazılması gerektiÄini
(reddetmek ,emretmek ,terk etmek);
80.BirleÅik fiillerde isim unsuru tek baÅına kullanılamıyorsa düÅüm olmasa dahi bitiÅik yazılması gerektiÄini (defetmek,defol, vazgeçmek â¦);
( Not: Bu yazıyı edebiyatogretmeni.net dıÅında baÅka bir yerde okuyorsanız bilin ki edebiyatogretmeni.net'ten alınmıÅtır.)
81.Ãnlü daralması sorulunca önce âyor ekini arayacaÄımızı kelimeden âyorâu çıkartınca daralma olup olmadıÄını anlayabileceÄimizi, daralma olabilmesi için mutlaka âyor
ekinin olması gerektiÄi ;ancak her âyor ekinin olduÄu yerde daralma olmayabileceÄini (bekliyor ~ bekle-yor :ünlü daralması var) ( seviyor ~sev-iyor :daralma yok );
82.Dilimizde sadece âde-â ve â-yeâ fiillerinde -yor eki olmadan da daralma olabileceÄini. (diye ,yiyecek);
83.Virgül ve noktalı virgülden sonra gelen sözcüklerin âözel isim deÄilse- küçük harfle, diÄer noktalama iÅaretlerinden sonra gelen sözcüklerin büyük harfle baÅlaması gerektiÄini (KuÅlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öÄrendik;ancak çok basit bir sanatı unuttuk:İnsanca yaÅamayıâ¦)
84.Sıfat ve isim tamlamalarında tamlayanla tamlananın arasına virgül getirmenin bir noktalama yanlıÅlıÄı olduÄunu;
85.-ip, -ıp, -up, -üp baÄfiil (zarf fiil) ekini almıŠfiillerden sonra virgül getirilemeyeceÄini (kitaplarını alıp çıktı) ;
86. â Mademki, halbuki, sanki, oysakiâ sözcüklerinden sonra gelen âkiâlerin baÄlaç olduÄu halde kalıplaÅtıÄı için bitiÅik yazılması gerektiÄini ;
87. Dilimizde üç ayrı türde âoâ sözcüÄünün olduÄunu;
88.âOâ sözcüÄü , bir ismin önüne gelir ve önündeki isme âhangiâ sorusunu yöneltebilirsek buradaki âoâ nun iÅaret sıfatı olduÄunu ( o insanlarla konuÅma)( hangi insanlar?)
89. âOâ sözcüÄünden sonra âlar ekini getirebiliyorsak buradaki âoânun zamir olduÄunu, bu zamirin eÄer bir insanın yerini tutarsa âÅahıs zamiriâ ,insan dıÅı bir varlıÄın yerini tutarsa âiÅaret zamiriâ olduÄunu (Onlar mı söyledi?: Åahıs zamiri) (o çok acı olmuÅ. :iÅaret zamiri)
90. âNiçinâ sözcüÄünün her zaman soru zarfı olduÄunu, niçin anlamında kullanılan âne, neden, niye, ne diyeâ sözcüklerinin de soru zarfı olduÄunu ;
91. Türkçede soru zarfı , soru zamiri, soru sıfatı ve baÄlaç olmak üzere dört çeÅit âneâ olduÄunu,
a) âneâ sözcüÄü âniçinâ anlamında kullanılmıÅsa soru zarfıdır. ( Yüzüme ne bakıp duruyorsun?)
b)Ãnündeki ismi belirtmiÅse, yani önündeki isme âhangiâ sorusunu yöneltebiliyorsak âsoru sıfatıdır.â (Ne tür romanlardan hoÅlanırsın?) (hangi tür)
c)Bir ismin yerini tutmuÅsa yani âneâ den sonra âlerâ ekini getirebiliyorsak âsoru zamiridir.â (Bana ne(ler) aldın?)
d)BaÄlaç olan âneâ ise sözcük ya da sözcük gruplarını birbirine baÄlar ,âneâ¦neâ olarak kullanılabilir, cümleye olumsuzluk anlamı katar. (Ne ders çalıÅıyor ne okula gidiyor)
Not:Bir cümlede âne⦠neâ baÄlacı kullanılmıÅsa yüklem olumsuzluk eki almamalıdır; aksi taktirde bir anlatım bozukluÄu yapılmıŠolur.;
92. âEnâ sözcüÄünün birkaç istisnası dıÅında cümlede her zaman zarf olduÄunu; (İçimizden en adamı oydu: burada âenâ sıfattır.) (en güzel Åarkıyı o söylerdi:burada âenâ sıfatın zarfıdır);
93.Cümledeki yargı sayısının, çekimli eylemlerin, eylemsilerin ve ekeylem alarak yüklem olmuÅ ad soylu sözcüklerin toplamı olduÄunu (Bir Åiir istersin içinde benzetmeler olan, kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir Åey yok) (bu dizelerde altı çizili sözcük ya da sözcükler birer yargıdır dolayısıyla burada toplam altı yargı vardır);
94. âBetimlemenin (tasvir etme)â, gözlemlerin okurun gözü önünde canlanacak biçimde olması gerektiÄini, bu anlatım biçiminde niteleme sıfatlarının, durum zarflarının çokça kullanıldıÄını,bir yerin ya da bir kiÅinin genellikle dıŠgörünüÅünün anlatıldıÄını,hareketin olmadıÄını, kısaca betimlemenin sözcüklerle resim çizme iÅi olduÄunu
(Adamın üzerinde açık mavi bir pardösü vardı.Kirli ve biraz da eski bu pardösünün üzerindeki açık kırmızı ve temiz atkı bir çeliÅki gibi görünüyordu.)
95. âÃykülemedeâ ise bir olay, bir hareket olduÄunu
(ÃÄretmen sınıfa girdi, defteri imzaladı, yerinden kalkarak dersi anlatmaya baÅladıâ¦.);
96. âAçıklamadaâ yazarın asıl amacının okuyucuyu bilgi sahibi yapmak olduÄunu
97. âTartıÅmadaâ ise yazarın okuyucunun var olan bilgilerini deÄiÅtirmeye çalıÅtıÄını , kökleÅmiÅ bir düÅünceye karÅı çıktıÄını ve okuyucuya kendi düÅüncesini kabul ettirmeye çalıÅtıÄını (Bizde Åiir kesinlikle çevrilemez görüÅü hakimdir.Bugün gidin yazın alanında geliÅmiÅ toplumların yazın tarihine bakın, sanatçıların önce bu iÅe çeviriyle baÅladıÄını görürsünüz ayrıca orijinalinden daha güzel çevirileri göreceksiniz orada.Bu da Åiirin çevrilebileceÄinin bir kanıtı deÄil midir? )
98. âÃrneklemeâ nin sözü edilen soyut bir düÅüncenin kafamızda daha iyi canlanması ,somutlaÅtırılması için baÅvurulan bir düÅünceyi geliÅtirme yöntemi olduÄunu;
99. Tanık göstermenin (alıntı yapma) ise yazarın düÅüncesini daha inandırıcı kılmak için sözünü ettiÄi konuda ,alanında uzman birinin sözünü tırnak içerisinde olduÄu gibi alma olduÄunu;

