- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 8 Ay 27 Gün
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Onk. Dr. Haluk Nurbakiâden gerçek bir hatıra-
Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.
Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serapâı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serapâın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmirâe gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:
-âDoktor bey,â dedi. âBen sizeâ¦dargınım.â âNiçin?â diye sordum.
-âSizâ¦dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH âı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?â
Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. Oânu üzmemeye çalışarak:
ââDoktora ulaşmak kolaydırâ dedim. âParayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısınâ¦â
Konuşmaya mecali olmadığından âBen o isteği duyuyorumâ manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler âhızlandırılmalı öğretimeâ dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:
-âDoktor bey,â dedi. âBen ölürken ne söylemeliyim?â
-âSenin durumun çok özelâ dedim. âKelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince âMuhammedâ (s.a.v) sana yeter.â
O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serapâa sürekli morfin yapıyor ve Oânu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:
-âSerap, bir haftadır morfin yaptırmıyor.â dedi. âSabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. âYa morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste âMuhammedâ diyemezsem?.
İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serapâın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.
Ertesi gün Oâna:
-âHiç korkma!â dedim. âİğneyi vurdurabilirsin.
Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:
-âDoktor beyâ¦Azrail bana nasıl görünecek?â
-âKızım,â dedim. âO bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir.â
Salı günü Serapâın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:
-âDoktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!â dedi ve devam etti:
-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve âyataktan kalkması imkansızâ denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
-Doktor beyâe söyleyin, dedi. Azrail, Oânun söylediğinden de güzelmiş!â¦
Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.
Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serapâı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serapâın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmirâe gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:
-âDoktor bey,â dedi. âBen sizeâ¦dargınım.â âNiçin?â diye sordum.
-âSizâ¦dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH âı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?â
Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. Oânu üzmemeye çalışarak:
ââDoktora ulaşmak kolaydırâ dedim. âParayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısınâ¦â
Konuşmaya mecali olmadığından âBen o isteği duyuyorumâ manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler âhızlandırılmalı öğretimeâ dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:
-âDoktor bey,â dedi. âBen ölürken ne söylemeliyim?â
-âSenin durumun çok özelâ dedim. âKelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince âMuhammedâ (s.a.v) sana yeter.â
O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serapâa sürekli morfin yapıyor ve Oânu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:
-âSerap, bir haftadır morfin yaptırmıyor.â dedi. âSabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. âYa morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste âMuhammedâ diyemezsem?.
İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serapâın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.
Ertesi gün Oâna:
-âHiç korkma!â dedim. âİğneyi vurdurabilirsin.
Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:
-âDoktor beyâ¦Azrail bana nasıl görünecek?â
-âKızım,â dedim. âO bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir.â
Salı günü Serapâın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:
-âDoktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!â dedi ve devam etti:
-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve âyataktan kalkması imkansızâ denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
-Doktor beyâe söyleyin, dedi. Azrail, Oânun söylediğinden de güzelmiş!â¦

