HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Namık Kemal, 21 ARALIK 1840âta Tekirdağâda doğdu. Müneccimbaşı Mustafa Asım ile Fatma Zehra Hanımâın oğludur. Sekiz yaşındayken annesinin ölümü üzerine dedesi Abdüllatif Paşaânın yanına alındı. Bir yıl İstanbulâda Beyazıt ve Valide rüştiyelerinde okudu (1849). Rumeli ve Anadoluânun çeşitli merkezlerinde görevler alan dedesiyle birlikte dolaşır. Karsâta bulundukları yıllar (1851-1854) müderris ve şair Seyyit Mehmet Hamit Efendi tarafından yetiştirildi. Bir yıl sonra İstanbulâa döndü. Burada Arapça ve Farsça öğrenimi gördü. Bir süre sonra kaymakamlık görevi verilen dedesiyle birlikte Sofyaâya gitti (15 Mayıs 1855). Sofyaâda geçirdiği iki yıl Namık Kemalâe yeni öğrenim olanakları kazandırmış, Fransızcaâya ve ilk şiir denemelerine bu şehirde başlamıştır. 1857âde İstanbulâa gelen Namık Kemal bir süre sonra Tercüme Odasıâna girdi ve hem edebiyat, hem düşün adamı kişiliğinin oluşması yolunda kendisine çok şey kazandıran bir ortam içinde yetişme olanakları buldu, Fransızcasını ilerletti.
Öte yandan dönemin düşün ve sanat adamlarının toplantılarına katılmaya başlamış, aralarında Leskofçaâlı Galip, Hersekli Arif Hikmet, Şeyh Osman Şems gibi ünlü şairlerinde bulunduğu Encümen-i Şûra çevresindeki kişilerle tanışmıştı. Şinasi ile yakınlık kurması ona 1862âden itibaren Tasvir-i Efkârâda yazma olanağı sağladı. Adı dönemin reformcu olarak bilinen aydınları arasında duyulmaya başladı.
âYeni Osmanlılarâ adlı gizli örgütün İstanbulâdaki ilk toplantısına katıldığı zaman (Haziran 1865) Namık Kemal 25 yaşında bir gençti. Tasfir-i Efkar ve Ali Suaviânin çıkardığı Muhbir (1866) gazetelerinde, âYeni Osmanlılar Cemiyetiânin gizli toplantılarında alınan kararlar doğrultusunda yapılan yayın, özellikle Ali Suaviânin âMillet Meclisi Usulüânden söz açan yazısı Bab-I Aliâyi baskıya yöneltti. Çok geçmeden gazete kapatıldı. Namık Kemal Erzurum vali muavinliğine atanarak İstanbulâdan uzaklaştırıldı. Bu evrede Padişah Abdülazizâe karşı olanlardan Mısırlı Hidiv ailesinden Prens Mustafa Fazıl Paşa, Namık Kemal ve Ziya Paşayı Parisâe çağırdı. Bu çağrı üzerine Namık Kemal ve Ziya Paşa Parisâe kaçtılar (17 Mayıs 1867). Bir süre sonra orada toplanan dokuz ihtilalci, Paşanın başkanlığında âYeni Osmanlılar Cemiyetiânin ilk yönetim kurulunu meydana getirdiler.
Parisâte uzun süre sürekli olarak Muhbir (31 Ağustos) gazetesine yazıyor, bir yandan da felsefe, edebiyat, hukuk, toplum bilim alanlarında kendisini eğitmeye, dönemin bilim adamlarıyla tanışarak onlardan yararlanmaya çalışıyordu. Bir süre sonra Ali Suavi ile görüş ayrılığına düşünce Ziya Paşa ile birlikte Londraâya geçen Namık Kemal, orada çıkardıkları Hürriyet gazetesinde (29 Haziran 1868) yazmaya başladı. Bu gazetedeki yazıları 64.sayıya kadar sürdü.
Namık Kemalâin İstanbulâa döndükten sonra uzun süre Sadrazam Ali Paşanın ölümüne kadar (7 Eylül 1871) sustuğu söylenebilir. Sadrazamın ölümünden sonra, önce birkaç arkadaşıyla birlikte âİstikbalâ adlı bir gazete çıkarmak istediyse de hükümet izin vermeyince âHadikaâ gazetesinde ve Teodar Kasapâın yayımladığı Türkçe ilk güldürü dergisi olarak bilinen Diyojenâde yazmaya başladı. Bu derginin de kapatılması üzerine arkadaşlarıyla Aleksan Sarrafyan adlı Ermeniânin sahibi olduğu âİbretâ gazetesini kiraladılar. Ne var ki, 13 Haziran 1872âde başlayan bu yayın, 9 Temmuz 1872 günü hükümetçe yasaklandı. Namık Kemal de Gelibolu mutasarrıflığına atanarak İstanbulâdan uzaklaştırıldı. Kısa süre sonra görevinden azledilerek dönüşü serbest bırakıldı (25 Aralık 1872). Bu tarihten sonra bazı yazılarından seçmeleri âEvrak-ı Perişanâ adlı kitapta toplayıp yayınlama isteğine ise izin verilmedi.
V.Muratâın tahta getirlemesinden hemen sonra çıkarılan af sonucu öteki sürgünlerle birlikte İstanbulâa dönen (7 Haziran 1876) Namık Kemalâe Şura-yı Devlette ve Kanun-i Esasiyi hazırlayacak kurulda görev verilde.
Bu arada V.Muratâın sinir hastalığı artmış, Mithat Paşa ve arkadaşları Şehzade II.Abdülhamitâi (Meşrutiyetin ilanına engel olmayacağı üzerine söz alarak) tahta çıkardılar (31 Ağustos 1876). Çok geçmeden, II.Abdülhamit Mebuslar Meclisi açıldığı gün Sadrazam Mithat Paşa ile Devlet Şurası üyesi Namık Kemalâi tutuklamaktan çekinmedi. Namık Kemal maaşı ödenmek koşuluyla Midilli adasına sürgün edildi (1877). İki yıl sonra (Avrupaâya kaçması ihtimali göz önünde tutularak) bâlâ rütbesiyle mutasarrıflık verildi.
Beş yıl süren (1879-1884) Midilliâdeki yaşamında Namık Kemalâin kendisini tamamen Osmanlı Tarihiâni yazmaya verdiği söylenebilir. Ama ne var ki, beş yıllık emeğine konan yasak onu çok sarstı. Ölümünden az önce Midilliâden Rodosâa (1884), oradan da Sakızâa (1888) atanmıştı. Manevi güçsüzlüğü arttıkça, yakalandığı zatürreye karşı koyma gücünü bulamadı. Kısa süren hastalık sonucu öldü. Ölümden sonra naşı Bolayırâa Tevfik Fikretâin çizdiği mezara taşındı.DÜNYA GÖRÜŞÜ :
Daha Avrupaâya kaçmadan önce Tasvir-i Efkar gazetesinin yönetiminden tek başına sorumlu olmak Namık Kemalâi çeşitli toplumsal sorunlara eğilmek zorunda bırakmıştı. İlk bilgilenme evresinin bu çok sınırlı olanakları içinde gittiği Fransaâda felsede, edebiyat, toplum bilim, hukuk ve ekonomi öğrenmeye çalıştı. Emil Acollasâın derslerinde Thomas Hobbes (1566-1674), John Lock (1634-1704), Jean â Jack Rousseau (1712 â 78) gibi 1789 Fransız Devrimiânin kuramcıları sayılan düşün adamlarının öğretilerini izledi. Aydınlanma felsefesinin ilkelerini tanıma olanağı buldu. Fransaâya gittiği zaman XIX.yy.ikinci yarısına damgasını basan bu olayları kimi yazılarında ancak güncel yorumlarla değerlendirebilen Namık Kemalâin sosyalist düşünce adamlarının öğretilerinden yoksun bulunduğunu söyleyebiliriz. Rousseauânun âDoğal Haklarâ ve âToplumsal Sözleşmeâ haklarına ilişkin düşüncelerini âşeriatâ ilkeleriyle uzlaştırmaya çalışmış, Hürriyet gazetesinde yayımladığı makalelerinde özgürlük, eşitlik, bireyin hakları ve görevleri, devletin egemenlik hakkı, meşrutiyet gibi sorunlara değinmiştir. Dine dayalı meşrutiyet yönetimi istediklerini belirten Namık Kemal, Osmanlı devletiânin dayandığı dinsel ilkeler ve kurumlar bozulacak olursa devletin varlığının tehlikeye düşeceğini ifade ederek yakın arkadaşı Kânipaşazade Sezai Beyâin Parisâte yayımladığı kitabı, (Hukuk-u Umumiye) yasaların kökenini laik ve toplumsal esaslara bağladığı gerekçesiyle eleştirir. Geleneksel kurumlara güvence vermeye çalıştıktan sonra meclislerin, kuruluşların işleyişleri, yetki ve sorumlulukları üzerinde durur. Özellikle batı uygarlığının gösterdiği gelişmelerin altını çizerek, bilimsel kurumların uygulama alanına girmesinden sonraki ilerlemeleri anlatmaktadır. Fabrika, şirket ve Müslüman Bankası gibi kuruluşların olmadığından yakınmaktadır. Namık Kemalâin değişik evrelerde, âıslahatçılıktan devrimciliğe kadarâ uzanan çizgilerde değişik kimlikler gösterdiğidir.
Prof.Niyazi Berkes onun bu evrelerini saptarken Yeni Osmanlılar Cemiyetiânin çalışmalarından umudu keserek İstanbulâa döndüğü zaman şu amaçlara bağlandığını anlatır.
1. Avrupaâda gördüklerini anlatmak
2. Ülkesinde ilerlemeye engel gördüğü noktaları saptamak
3. İlerleme hedeflerini göstermek
4. Bunun için nelerin düzeltilmesi gerektiğini ve reformun hangi araçlarla yapılacağını araştırmak.
Düzenin siyasal ve ekonomik planda eleştirisi⦠Burjuvalaşma sürecinin ilk aşamalarında, özgürlük şairinin, yeni sınıfın ideologlarından biri olarak düşün tarihimize katkısı böyle özetlenebilir.
.
SANATÇI KİŞİLİĞİ :
A. Şiirleri : Namık Kemal şiire ânazireâ (benzek) lerle başlamıştır. İlk etkisinde kaldığı şair Leskofçalı Galipâtir. Çoğu şiirinde çağdaşı şairlerden esinlenerek yazılmış izlenimi veren dizeler bolca vardı. Encümen-i Şuaraânın toplantılarına katıldığı dönemin ürünleri olan bu şiirleri kişiliğini arama çabaları içinde durmadan yazan genç bir şairin ilk denemelerine sayanlar çokluktadır. Namık Kemalâin şiirlerinde özellikle vatan, hürriyet, esaret, kavga, mücadele, zulüm vb.sözcüklere yer vermesi edebiyat tarihçelerinin üzerinde durdukları yönüdür. Bu kavramlar bir bakıma onun şiirinin temeli sayılır.
B. Romanlar : Namık Kemalâin ilk romanı âİntibahâ 1876 tarihini taşır. İntibah, roman sanatının ana kuralları göz önünde tutularak yazılmıştır. Kahramanların duygusal davranışlarının çok ağır bastığı görülen İntibahâta, kişiler olağanüstülük yarışına çıkmış gibidirler. Çoğu araştırmacılar Namık Kemalâi romantizm akımının etkisi altında görürler. Öteki romanı, iki cilt tasarladığı Cezmiâdir. III.Murat zamanında geçen tarihsel bir romandır. Gerçekleşmesini istediği âİslam Birliğiâ ülküsünü işlemeye çalışır.
C. Tiyatrolar : Geliboluâdan İstanbulâa döndüğünde Osmanlı tiyatrosuânu geliştirmek amacıyla oluşturulan kurulda görev aldı. Böylece tiyatro ile daha yakından ilişki kurma olanağı buldu. Çok geçmeden yazılarında ileri sürdüğü düşüncelere bağlı kalarak âVatan yahut Silistreâ oyununu yazdı; sahneye konmasını sağladı. Daha sonra da Gülnihal, Akif Bey, Zavallı Çocuk, Celaleddin Harzemşah ve Kara Bela oyunları ile sahne edebiyatımızın öncüleri arasına katıldı.
D. Yazıları : Dönemin en verimli kalemlerinden biri olan Namık Kemalâin yayımladığı yazıların sayıları 500âden fazladır. Bunlar özellikle, 1863-1873 yılları arasında Tasvir-i Efkar, Muhbir, Hürriyet, Basiret, İbret, Hadika, İttahat, Sadakat, Diyojen ve Vakit gazetelerinde çıkmıştır. Yazılarını şöyle sınıflandırmak mümkündür.
1. Siyasal Yazılar : Avrupaânın siyasal sorunları ve Osmanlı İmparatorluğu dış politikasını konu alanlar. Osmanlı İmparatorluğunun iç sorunlarını tartışan yazılar.
2. Toplumsal Sorunları Konu Alan Yazılar : Birey ve toplumsal sorunlar Ekonomik sorunlar, hukuk ve yönetim Şehir sorunları.
3. Edebiyat, Dil, Sanat ve Genel Kültür Sorunlarını Konu Alan Yazılar.
E. Eleştirmeleri : Namık Kemalâin eleştiri yazıları üç türde toplanabilir.
1. Edebiyatın genel sorunları üzerindeki yazıları (Mukaddeme-i Celal, İntibah, Bahar-ı Daniş)
2. Dönemin edebiyat yaşamındaki yapıtlarla ilgili eleştirmeleri (Tahrib-ı Harabat, Takip, İrfan Paşaâya Mektup, Mes Prions Muahezesi)
3. Mektupları Özellikle Abdülhak Hamitâe mektupları edebiyatın değişik sorunları üzerinde yazılmış makaleler niteliğindedir.
SONUÇ :
A. KİTABIN ANA FİKRİ :
Namık Kemalâin sanatçı kişiliğinin nasıl oluştuğu, kimlerden etkilendiği ve yaşadığı olayların kendisini neleri yazmaya yönelttiği anlatılmaktadır.
B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER :
Değişik kaynaklardan Namık Kemal ile ilgili yazılar, şiirler ve eleştiriler alınarak kendi kişiliği hakkında bilgi verilmesidir.
C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :
Birçok kaynak kullanılarak hazırlanan kitap Namık Kemal okurları için sanatçı kişiliğini anlatması yönünden oldukça güzel bir eser.
Öte yandan dönemin düşün ve sanat adamlarının toplantılarına katılmaya başlamış, aralarında Leskofçaâlı Galip, Hersekli Arif Hikmet, Şeyh Osman Şems gibi ünlü şairlerinde bulunduğu Encümen-i Şûra çevresindeki kişilerle tanışmıştı. Şinasi ile yakınlık kurması ona 1862âden itibaren Tasvir-i Efkârâda yazma olanağı sağladı. Adı dönemin reformcu olarak bilinen aydınları arasında duyulmaya başladı.
âYeni Osmanlılarâ adlı gizli örgütün İstanbulâdaki ilk toplantısına katıldığı zaman (Haziran 1865) Namık Kemal 25 yaşında bir gençti. Tasfir-i Efkar ve Ali Suaviânin çıkardığı Muhbir (1866) gazetelerinde, âYeni Osmanlılar Cemiyetiânin gizli toplantılarında alınan kararlar doğrultusunda yapılan yayın, özellikle Ali Suaviânin âMillet Meclisi Usulüânden söz açan yazısı Bab-I Aliâyi baskıya yöneltti. Çok geçmeden gazete kapatıldı. Namık Kemal Erzurum vali muavinliğine atanarak İstanbulâdan uzaklaştırıldı. Bu evrede Padişah Abdülazizâe karşı olanlardan Mısırlı Hidiv ailesinden Prens Mustafa Fazıl Paşa, Namık Kemal ve Ziya Paşayı Parisâe çağırdı. Bu çağrı üzerine Namık Kemal ve Ziya Paşa Parisâe kaçtılar (17 Mayıs 1867). Bir süre sonra orada toplanan dokuz ihtilalci, Paşanın başkanlığında âYeni Osmanlılar Cemiyetiânin ilk yönetim kurulunu meydana getirdiler.
Parisâte uzun süre sürekli olarak Muhbir (31 Ağustos) gazetesine yazıyor, bir yandan da felsefe, edebiyat, hukuk, toplum bilim alanlarında kendisini eğitmeye, dönemin bilim adamlarıyla tanışarak onlardan yararlanmaya çalışıyordu. Bir süre sonra Ali Suavi ile görüş ayrılığına düşünce Ziya Paşa ile birlikte Londraâya geçen Namık Kemal, orada çıkardıkları Hürriyet gazetesinde (29 Haziran 1868) yazmaya başladı. Bu gazetedeki yazıları 64.sayıya kadar sürdü.
Namık Kemalâin İstanbulâa döndükten sonra uzun süre Sadrazam Ali Paşanın ölümüne kadar (7 Eylül 1871) sustuğu söylenebilir. Sadrazamın ölümünden sonra, önce birkaç arkadaşıyla birlikte âİstikbalâ adlı bir gazete çıkarmak istediyse de hükümet izin vermeyince âHadikaâ gazetesinde ve Teodar Kasapâın yayımladığı Türkçe ilk güldürü dergisi olarak bilinen Diyojenâde yazmaya başladı. Bu derginin de kapatılması üzerine arkadaşlarıyla Aleksan Sarrafyan adlı Ermeniânin sahibi olduğu âİbretâ gazetesini kiraladılar. Ne var ki, 13 Haziran 1872âde başlayan bu yayın, 9 Temmuz 1872 günü hükümetçe yasaklandı. Namık Kemal de Gelibolu mutasarrıflığına atanarak İstanbulâdan uzaklaştırıldı. Kısa süre sonra görevinden azledilerek dönüşü serbest bırakıldı (25 Aralık 1872). Bu tarihten sonra bazı yazılarından seçmeleri âEvrak-ı Perişanâ adlı kitapta toplayıp yayınlama isteğine ise izin verilmedi.
V.Muratâın tahta getirlemesinden hemen sonra çıkarılan af sonucu öteki sürgünlerle birlikte İstanbulâa dönen (7 Haziran 1876) Namık Kemalâe Şura-yı Devlette ve Kanun-i Esasiyi hazırlayacak kurulda görev verilde.
Bu arada V.Muratâın sinir hastalığı artmış, Mithat Paşa ve arkadaşları Şehzade II.Abdülhamitâi (Meşrutiyetin ilanına engel olmayacağı üzerine söz alarak) tahta çıkardılar (31 Ağustos 1876). Çok geçmeden, II.Abdülhamit Mebuslar Meclisi açıldığı gün Sadrazam Mithat Paşa ile Devlet Şurası üyesi Namık Kemalâi tutuklamaktan çekinmedi. Namık Kemal maaşı ödenmek koşuluyla Midilli adasına sürgün edildi (1877). İki yıl sonra (Avrupaâya kaçması ihtimali göz önünde tutularak) bâlâ rütbesiyle mutasarrıflık verildi.
Beş yıl süren (1879-1884) Midilliâdeki yaşamında Namık Kemalâin kendisini tamamen Osmanlı Tarihiâni yazmaya verdiği söylenebilir. Ama ne var ki, beş yıllık emeğine konan yasak onu çok sarstı. Ölümünden az önce Midilliâden Rodosâa (1884), oradan da Sakızâa (1888) atanmıştı. Manevi güçsüzlüğü arttıkça, yakalandığı zatürreye karşı koyma gücünü bulamadı. Kısa süren hastalık sonucu öldü. Ölümden sonra naşı Bolayırâa Tevfik Fikretâin çizdiği mezara taşındı.DÜNYA GÖRÜŞÜ :
Daha Avrupaâya kaçmadan önce Tasvir-i Efkar gazetesinin yönetiminden tek başına sorumlu olmak Namık Kemalâi çeşitli toplumsal sorunlara eğilmek zorunda bırakmıştı. İlk bilgilenme evresinin bu çok sınırlı olanakları içinde gittiği Fransaâda felsede, edebiyat, toplum bilim, hukuk ve ekonomi öğrenmeye çalıştı. Emil Acollasâın derslerinde Thomas Hobbes (1566-1674), John Lock (1634-1704), Jean â Jack Rousseau (1712 â 78) gibi 1789 Fransız Devrimiânin kuramcıları sayılan düşün adamlarının öğretilerini izledi. Aydınlanma felsefesinin ilkelerini tanıma olanağı buldu. Fransaâya gittiği zaman XIX.yy.ikinci yarısına damgasını basan bu olayları kimi yazılarında ancak güncel yorumlarla değerlendirebilen Namık Kemalâin sosyalist düşünce adamlarının öğretilerinden yoksun bulunduğunu söyleyebiliriz. Rousseauânun âDoğal Haklarâ ve âToplumsal Sözleşmeâ haklarına ilişkin düşüncelerini âşeriatâ ilkeleriyle uzlaştırmaya çalışmış, Hürriyet gazetesinde yayımladığı makalelerinde özgürlük, eşitlik, bireyin hakları ve görevleri, devletin egemenlik hakkı, meşrutiyet gibi sorunlara değinmiştir. Dine dayalı meşrutiyet yönetimi istediklerini belirten Namık Kemal, Osmanlı devletiânin dayandığı dinsel ilkeler ve kurumlar bozulacak olursa devletin varlığının tehlikeye düşeceğini ifade ederek yakın arkadaşı Kânipaşazade Sezai Beyâin Parisâte yayımladığı kitabı, (Hukuk-u Umumiye) yasaların kökenini laik ve toplumsal esaslara bağladığı gerekçesiyle eleştirir. Geleneksel kurumlara güvence vermeye çalıştıktan sonra meclislerin, kuruluşların işleyişleri, yetki ve sorumlulukları üzerinde durur. Özellikle batı uygarlığının gösterdiği gelişmelerin altını çizerek, bilimsel kurumların uygulama alanına girmesinden sonraki ilerlemeleri anlatmaktadır. Fabrika, şirket ve Müslüman Bankası gibi kuruluşların olmadığından yakınmaktadır. Namık Kemalâin değişik evrelerde, âıslahatçılıktan devrimciliğe kadarâ uzanan çizgilerde değişik kimlikler gösterdiğidir.
Prof.Niyazi Berkes onun bu evrelerini saptarken Yeni Osmanlılar Cemiyetiânin çalışmalarından umudu keserek İstanbulâa döndüğü zaman şu amaçlara bağlandığını anlatır.
1. Avrupaâda gördüklerini anlatmak
2. Ülkesinde ilerlemeye engel gördüğü noktaları saptamak
3. İlerleme hedeflerini göstermek
4. Bunun için nelerin düzeltilmesi gerektiğini ve reformun hangi araçlarla yapılacağını araştırmak.
Düzenin siyasal ve ekonomik planda eleştirisi⦠Burjuvalaşma sürecinin ilk aşamalarında, özgürlük şairinin, yeni sınıfın ideologlarından biri olarak düşün tarihimize katkısı böyle özetlenebilir.
.
SANATÇI KİŞİLİĞİ :
A. Şiirleri : Namık Kemal şiire ânazireâ (benzek) lerle başlamıştır. İlk etkisinde kaldığı şair Leskofçalı Galipâtir. Çoğu şiirinde çağdaşı şairlerden esinlenerek yazılmış izlenimi veren dizeler bolca vardı. Encümen-i Şuaraânın toplantılarına katıldığı dönemin ürünleri olan bu şiirleri kişiliğini arama çabaları içinde durmadan yazan genç bir şairin ilk denemelerine sayanlar çokluktadır. Namık Kemalâin şiirlerinde özellikle vatan, hürriyet, esaret, kavga, mücadele, zulüm vb.sözcüklere yer vermesi edebiyat tarihçelerinin üzerinde durdukları yönüdür. Bu kavramlar bir bakıma onun şiirinin temeli sayılır.
B. Romanlar : Namık Kemalâin ilk romanı âİntibahâ 1876 tarihini taşır. İntibah, roman sanatının ana kuralları göz önünde tutularak yazılmıştır. Kahramanların duygusal davranışlarının çok ağır bastığı görülen İntibahâta, kişiler olağanüstülük yarışına çıkmış gibidirler. Çoğu araştırmacılar Namık Kemalâi romantizm akımının etkisi altında görürler. Öteki romanı, iki cilt tasarladığı Cezmiâdir. III.Murat zamanında geçen tarihsel bir romandır. Gerçekleşmesini istediği âİslam Birliğiâ ülküsünü işlemeye çalışır.
C. Tiyatrolar : Geliboluâdan İstanbulâa döndüğünde Osmanlı tiyatrosuânu geliştirmek amacıyla oluşturulan kurulda görev aldı. Böylece tiyatro ile daha yakından ilişki kurma olanağı buldu. Çok geçmeden yazılarında ileri sürdüğü düşüncelere bağlı kalarak âVatan yahut Silistreâ oyununu yazdı; sahneye konmasını sağladı. Daha sonra da Gülnihal, Akif Bey, Zavallı Çocuk, Celaleddin Harzemşah ve Kara Bela oyunları ile sahne edebiyatımızın öncüleri arasına katıldı.
D. Yazıları : Dönemin en verimli kalemlerinden biri olan Namık Kemalâin yayımladığı yazıların sayıları 500âden fazladır. Bunlar özellikle, 1863-1873 yılları arasında Tasvir-i Efkar, Muhbir, Hürriyet, Basiret, İbret, Hadika, İttahat, Sadakat, Diyojen ve Vakit gazetelerinde çıkmıştır. Yazılarını şöyle sınıflandırmak mümkündür.
1. Siyasal Yazılar : Avrupaânın siyasal sorunları ve Osmanlı İmparatorluğu dış politikasını konu alanlar. Osmanlı İmparatorluğunun iç sorunlarını tartışan yazılar.
2. Toplumsal Sorunları Konu Alan Yazılar : Birey ve toplumsal sorunlar Ekonomik sorunlar, hukuk ve yönetim Şehir sorunları.
3. Edebiyat, Dil, Sanat ve Genel Kültür Sorunlarını Konu Alan Yazılar.
E. Eleştirmeleri : Namık Kemalâin eleştiri yazıları üç türde toplanabilir.
1. Edebiyatın genel sorunları üzerindeki yazıları (Mukaddeme-i Celal, İntibah, Bahar-ı Daniş)
2. Dönemin edebiyat yaşamındaki yapıtlarla ilgili eleştirmeleri (Tahrib-ı Harabat, Takip, İrfan Paşaâya Mektup, Mes Prions Muahezesi)
3. Mektupları Özellikle Abdülhak Hamitâe mektupları edebiyatın değişik sorunları üzerinde yazılmış makaleler niteliğindedir.
SONUÇ :
A. KİTABIN ANA FİKRİ :
Namık Kemalâin sanatçı kişiliğinin nasıl oluştuğu, kimlerden etkilendiği ve yaşadığı olayların kendisini neleri yazmaya yönelttiği anlatılmaktadır.
B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER :
Değişik kaynaklardan Namık Kemal ile ilgili yazılar, şiirler ve eleştiriler alınarak kendi kişiliği hakkında bilgi verilmesidir.
C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :
Birçok kaynak kullanılarak hazırlanan kitap Namık Kemal okurları için sanatçı kişiliğini anlatması yönünden oldukça güzel bir eser.
- Durum
- Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 324
