- Katılım
- 14 May 2011
- Konular
- 15
- Mesajlar
- 107
- Reaksiyon Skoru
- 0
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 15 Yıl 27 Gün
- Başarım Puanı
- 57
- MmoLira
- 0
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Uçan daireler, yani bilimsel adlarıyla UFOlar UNKNOWN FLIGHT OBJECT
türkçesi BİLİNMEYEN UÇAN CİSİM, yıllarca insanların akıllarında bir soru
işareti olarak kalmayı başarmışlardır. Acaba UFOlar gerçek mi? Yoksa
bir takım güçlerin insanları aldatmak için kullandıkları hayal ürünleri
mi?
Binlerce kişinin UFO gördüğünü iddia etti, acaba UFOlar ilk olarak ne
zaman görülmeye başlandı? Aslında UFOlarla ilgili hikayeler insanlık
tarihi kadar eskidir. Arşivlerde Eski Mısır Medeniyeti'ne ve çok daha
öncesine dair UFO hikayeleri mevcuttur. Günümüze baktığımız zaman ise
UFOların ikinci dünya savaşı ve sonrasında ortaya çıktığını görüyoruz.
UFOların neden özellikle ikinci dünya savaşında ortaya çıktığına dair
bir çok iddia var. UFOLOG'ların açıklamalarına göre Japonya'ya atılan
atom bombasının oluşturduğu patlama uzaylıların dünyaya olan ilgisini
arttırdı ve incelemeler yapmak için dünyayı ziyaret etmeye başladılar.
Son yıllarda UFO gördüğünü iddia edenlerin sayısı azalsa da halen bazı
UFO ihbarları var.
Nazi Almanyasının Takyon-Elektrogravitasyon -Uzay- Gemileri Gizli Projeleri ve Zaman Kaymaları
İddialara göre Nazi Almanyası II. Dünya Savaşı sırasında,
elektromanyetik özel cihazların ürettiği, anti-gravitasyonun etkisi ile
işleyen uzay gemileri projelerini gerçekleştirmişti. Bu üç projeden ilki
Dr. Schumann başkanlığındaki bir grup tarafından gerçekleştirilmişti.
1945 başına kadar 17 adet disk şeklinde ve 11,5 m. çapında uçandaireler
yapılmıştı. Bu uçandaireler 84 test uçuşundan sonra Vril-1 adıyla uçmaya
başlamışlardı. İkinci Proje SS-Entwicklungsstelle (S.Slerin Geliştirme
Bölümü) kontolu altında gerçekleştirilmişti. Bu proje ile 1945
başlarına kadar muhtelif büyüklüklerde ve çan şeklinde dairesel uzay
gemileri yapılmıştı.
S.S E-IV Bölümünün Ürettiği Uçandaire Tipleri:
Birinci tipe Haunebu I deniyordu ve 25 m. çapında idi. Bunlardan sadece 2
adet üretilmiş ve 52 deneme uçuşu yapılmıştı. İkinci tip, Haunebu II
idi ve 26,30 m. çapındaydı. Bunlardan 7 adet üretilmiş ve 106 deneme
uçuşu yapılmıştı. Üçüncü ve en büyük tip, Haunebu III idi ve 71 m.
çapında idi. Bundan daha yalnız bir adet üretilmiş ve 19 deneme uçuşu
yapılmıştı.
Haunebu I Uçandairesinin Bazı Özellikleri:
Çapı: 25 metre
İtiş şekli: Thule Takyonator 7b
Kumanda tertibatı: Mag-Feld-Impulser 4
Sürat: 4800 km/saat
Mürettebat: 8 kişi
Silahlar: 2x8 cm KSK (Lazer Işın Topu) dönen kule ve 4xMk 108 (Makinalı Top)
Haunebu II Uçandairesinin Bazı Özellikleri:
Çapı: 26 metre
İtiş şekli: Thule Takyonator 7c (Zırhlı)
Kumanda tertibatı: Mag-Feld-Impulser 4a
Sürat: 6000 km/saat
Mürettebat: 9 Kişi
Silahlar: 6x8 cm KSK (Lazer Işın Topu) alttaki üç döner kuleye monte
edilmiş vaziyette. Ayrıca 11 cm KSK üstteki dönen kuleye monte edilmiş
durumda.
Haunebu III Uçandairesinin Bazı Özellikleri:
Çapı: 71 metre
İtiş şekli: Thule-Takyonator 70+Schumann- Levitatörleri (Zırhlı)
Kumanda tertibatı: Mag-Feld-Impulser 4a
Sürat: 7000 km/saat
Mürettebat: 32 Kişi
Silahlar: 4 x 11 cm KSK (Lazer Işın Topu), 3 tane aşağıda ve bir tane
yukarıdaki döner kulelere monte edilmiş durumda. Ayrıca 10 x 8 cm KSK ve
ilaveten 6x Mk 108 (Makinalı top), 8x3 cm KSK (Uzaktan komutalı)
Haunebu Ilerden ilki 1941 yılında uçmaya başlamıştı. Gözlem uçuşu yapan
bu araç ne yazık ki İrlanda denize düşerek kaybolmuştu. SS E-IV
Bölümünün ana uğraşı, uçandairelerden çok gerekli enerji kaynaklarını
temini yönünde yoğunlaşmıştı. Çünkü Almanya hammadde yönünden büyük
sıkıntı çekiyordu ve denebilir ki savaşı da bu yüzden kaybetmişti. Daha
sonraları son imkanlar da gözden geçirildikten sonra uçandairelerin
yapımı Kara Güneş (SS E-IV ve SS E-V) tarafından üstlenildi.
Norbert Jürgen Ratthofer, Zeitmashinen
Turgut GÜRSAN, Hitlerin Almanyası Gizli Tarihi s.198-206
Dikkat ederseniz askeri bir alanda UFO var ve üzerindeki sembolde Alman Hacı var
Alttan çekilmiş bir fotografı
Alt kısmına dıkkat ederseniz bir kamera var sankı o zamanlarda Almanların casusluk ıcın cıkarttıklarına bir kanıt daha
Peki neden casusluk için bu tür bir hava aracı yaptılar. Eger bir casus
ucagı yapılacaksa bunun tanınmaması ve fark edilmemesi gerekir. Peki ama
bu nasıl olabılır kı ? Size bir hava aracıyla benzerlıgınden
bahsedecem.
Bu bir planör yanı motorsuz bir ucak. Motoru olmadan ruzgar sayesinde
havada saatlerce kalabılme yetenegıne sahıp. Peki nasıl ucar?
Belirli bir bölgede ısınan hava genişler ve yükselir. Yükselen bu sıcak
havanın yerini, ondan daha soğuk bir hava doldurur. Bu durum basınç
(=sıcaklık) farklılıklarının oluşmasına neden olur. Atmosferdeki dikey
ve yatay hava akımları ile havanın kaldırma kuvvetinden en verimli
şekilde yararlanan gövde yapıları sayesinde havada kalabilirler.
Uçuş ve yükselme şekillerine baktıgımızda bakalım bize ne tür bir şekli anımsatacak
Planörlerin yükselme şekli termikler içerisinde dönerekdir. Fakat UFO
yani Alman casus ucakları ise sabit bir gövdeye sahip ve geniş yuvarlak
kanat yapılarını döndurerek yukselme saglamayı amaclamıslardır. Peki
niye şuanki olan Planörler UFO şeklinde degıldır?
Çünkü yuvarlak ve geniş bir gövde gereksiz agırlıktır. Hız ve manevra yetenegini minimuma çekmektedir.
Buraya kadar baktıgımızda taşlar yavas yavas yerine oturuyor. Peki neden
bunca sene insanlar hep kandırılmıs ? Neden Almanların 2.dünya savaşı
sırasında yaptıkları casus ucagı degılde uzaydan gelen misafir olarak
adlandırıldı?
Bunun yanıtını biraz dolaylı yoldan anlatmak istiyorum.
Ejiptologlar ve arkeologlar, yillardan beri piramitlerin yalnizca ve
yalnizca firavun mezari oldugunu iddia ediyorlar. Oysa, I.Ö 2500
dolayinda, henüz tekerlegi bile bulmadigi varsayilan bir ülkenin, bütün
kaynaklarini kullanarak bu devasa yapilari yalnizca firavunlarina
gösterisli mezar olsun diye yaptiklarina inanmak zor. Hele Giza'daki üç
büyük piramitten söz edince, isler iyice "garip" hale geliyor.
Astronomi destekli yapilan gözlemlerle Giza piramitlerinin Orion Kusagi
olarak bilinen üç yildizin yeryüzündeki kopyasi olarak insa edildigini
ortaya koyuyordu ve Misir yildiz dinini bilenler için hiç de sasirtici
degildi. Misirlilar, yeryüzünü ve yasadiklari topraklari, gökyüzünün,
yani ölümsüzlüge eristiklerinde ulasacaklari yerin bir kopyasi olarak
düsünürlerdi ve piramit metinlerinden dini yazitlara dek her yerde bu
vurgulanirdi. Nil, Samanyolu'na denk geliyordu Misir yildiz kültünde.
Samanyolu'nun çevresindeki özel bir gökyüzü alani, eski Misirlilarin
"Duat" diye adlandirdiklari "tanrilarin mekani"ydi; bunun yeryüzündeki
kopyasi da Nil'in batisina denk getirilmisti! Bauval'in bulgusunda
sasirtici olan sey çok daha baskaydi. Bu üç piramit I.Ö 2600
dolaylarinda yapilmisti ama, Orion yildizinin o tarihteki gökyüzü
konumu, Giza'daki piramitlerin konumundan 45 derecelik bir sapma
gösteriyordu.
Orion Takım Yıldızı.
Bundan 4500 yil önce, presesyon hesaplari bile yapacak biçimde astronomi
bilgisine nasil sahip olmuslardi? Yoksa bundan 12000 yil önce varolan
bir uygarligin geride biraktigi izleri mi görüyorduk Misir'da? Robert
Bauval, 1994'te yayimlanan "Orion Mystery" adli kitabinda bu sorulari
sordu ve büyük sansasyon yaratti. Yanitlarsa, hala arastirilmayi
bekliyor.
İşte bütün herşey burada yerli yerine oturuyor. Eski mısırda bundan 4500
yıl önce yapılan ve bugun bile hala sırları çözulemeyen pramıtlerı
insanlar o zamanlarda nasıl yapmıslar bu nasıl olur?
Çok basit bir örnek verecegım şuanda sizin aklınızda binlerce düşünce
var! Sevgilinizi belki eşinizi düşünüyor, yarın ne yapacagınızı, ilerde
işinizde yükselmeyi, çocuklarınızın hayatını, gelecekde nasıl
olacaklarını ve zaman zaman geçmişe dönerek hatıralarınızı
tazeliyorsunuz ve bunun gibi milyonlarda şey var aklınızda. Fakat o
zamanlar insanların kafasını karıştıran meşgul eden hiçbirşey yoktu. Ve
insanlar tek bir şeye odaklanabılıyorlardı. Bu odaklanmalar sonucunda
insanların yapamayacagı şey yoktur.
Ve geri dönüyorum Ufolara işte bu gercegi açıklamamak insanların
kafalarını karıştırmak. Uzayla ılgılı fazla arastırma yapmamak ve bazı
şehir efsaneleriyle bizleri robotlaştırıp araştırma yapmamaya
sürüklüyorlar. İnsanların beynini tek bir noktaya odaklamalarını
engelliyorlar. Ve bunlar sonucunda bizde haberlerde bir çiftcinin
kamerasına cektıgını ıddaa ettigi fotograflarla kendımızı avutuyoruz.
Arkadaşlar bir düşünsenize uzayla ilgili binlerce araştırma yapılıyor ve
birçok sinyal gönderiliyor. Bu sinyaller hala uzayın derınlıklerınde
dolaşıyor ve hiçbir karşılık alınamıyor. Yanı bizim galaksimizde böyle
yaratıklar yok! Galaksimizin dışından dünyaya gelebilmek için ışık
hızına yakın bir hızla gelmek gerekir! Bu ışık hızıyla gelen yaratıkları
bizim köylümüz çiftçimiz görecek eve gıdecek kamerasını alacak ve
videoya alacak? Sizce bu mümkün olur mu
türkçesi BİLİNMEYEN UÇAN CİSİM, yıllarca insanların akıllarında bir soru
işareti olarak kalmayı başarmışlardır. Acaba UFOlar gerçek mi? Yoksa
bir takım güçlerin insanları aldatmak için kullandıkları hayal ürünleri
mi?
Binlerce kişinin UFO gördüğünü iddia etti, acaba UFOlar ilk olarak ne
zaman görülmeye başlandı? Aslında UFOlarla ilgili hikayeler insanlık
tarihi kadar eskidir. Arşivlerde Eski Mısır Medeniyeti'ne ve çok daha
öncesine dair UFO hikayeleri mevcuttur. Günümüze baktığımız zaman ise
UFOların ikinci dünya savaşı ve sonrasında ortaya çıktığını görüyoruz.
UFOların neden özellikle ikinci dünya savaşında ortaya çıktığına dair
bir çok iddia var. UFOLOG'ların açıklamalarına göre Japonya'ya atılan
atom bombasının oluşturduğu patlama uzaylıların dünyaya olan ilgisini
arttırdı ve incelemeler yapmak için dünyayı ziyaret etmeye başladılar.
Son yıllarda UFO gördüğünü iddia edenlerin sayısı azalsa da halen bazı
UFO ihbarları var.
Nazi Almanyasının Takyon-Elektrogravitasyon -Uzay- Gemileri Gizli Projeleri ve Zaman Kaymaları
İddialara göre Nazi Almanyası II. Dünya Savaşı sırasında,
elektromanyetik özel cihazların ürettiği, anti-gravitasyonun etkisi ile
işleyen uzay gemileri projelerini gerçekleştirmişti. Bu üç projeden ilki
Dr. Schumann başkanlığındaki bir grup tarafından gerçekleştirilmişti.
1945 başına kadar 17 adet disk şeklinde ve 11,5 m. çapında uçandaireler
yapılmıştı. Bu uçandaireler 84 test uçuşundan sonra Vril-1 adıyla uçmaya
başlamışlardı. İkinci Proje SS-Entwicklungsstelle (S.Slerin Geliştirme
Bölümü) kontolu altında gerçekleştirilmişti. Bu proje ile 1945
başlarına kadar muhtelif büyüklüklerde ve çan şeklinde dairesel uzay
gemileri yapılmıştı.
S.S E-IV Bölümünün Ürettiği Uçandaire Tipleri:
Birinci tipe Haunebu I deniyordu ve 25 m. çapında idi. Bunlardan sadece 2
adet üretilmiş ve 52 deneme uçuşu yapılmıştı. İkinci tip, Haunebu II
idi ve 26,30 m. çapındaydı. Bunlardan 7 adet üretilmiş ve 106 deneme
uçuşu yapılmıştı. Üçüncü ve en büyük tip, Haunebu III idi ve 71 m.
çapında idi. Bundan daha yalnız bir adet üretilmiş ve 19 deneme uçuşu
yapılmıştı.
Haunebu I Uçandairesinin Bazı Özellikleri:
Çapı: 25 metre
İtiş şekli: Thule Takyonator 7b
Kumanda tertibatı: Mag-Feld-Impulser 4
Sürat: 4800 km/saat
Mürettebat: 8 kişi
Silahlar: 2x8 cm KSK (Lazer Işın Topu) dönen kule ve 4xMk 108 (Makinalı Top)
Haunebu II Uçandairesinin Bazı Özellikleri:
Çapı: 26 metre
İtiş şekli: Thule Takyonator 7c (Zırhlı)
Kumanda tertibatı: Mag-Feld-Impulser 4a
Sürat: 6000 km/saat
Mürettebat: 9 Kişi
Silahlar: 6x8 cm KSK (Lazer Işın Topu) alttaki üç döner kuleye monte
edilmiş vaziyette. Ayrıca 11 cm KSK üstteki dönen kuleye monte edilmiş
durumda.
Haunebu III Uçandairesinin Bazı Özellikleri:
Çapı: 71 metre
İtiş şekli: Thule-Takyonator 70+Schumann- Levitatörleri (Zırhlı)
Kumanda tertibatı: Mag-Feld-Impulser 4a
Sürat: 7000 km/saat
Mürettebat: 32 Kişi
Silahlar: 4 x 11 cm KSK (Lazer Işın Topu), 3 tane aşağıda ve bir tane
yukarıdaki döner kulelere monte edilmiş durumda. Ayrıca 10 x 8 cm KSK ve
ilaveten 6x Mk 108 (Makinalı top), 8x3 cm KSK (Uzaktan komutalı)
Haunebu Ilerden ilki 1941 yılında uçmaya başlamıştı. Gözlem uçuşu yapan
bu araç ne yazık ki İrlanda denize düşerek kaybolmuştu. SS E-IV
Bölümünün ana uğraşı, uçandairelerden çok gerekli enerji kaynaklarını
temini yönünde yoğunlaşmıştı. Çünkü Almanya hammadde yönünden büyük
sıkıntı çekiyordu ve denebilir ki savaşı da bu yüzden kaybetmişti. Daha
sonraları son imkanlar da gözden geçirildikten sonra uçandairelerin
yapımı Kara Güneş (SS E-IV ve SS E-V) tarafından üstlenildi.
Norbert Jürgen Ratthofer, Zeitmashinen
Turgut GÜRSAN, Hitlerin Almanyası Gizli Tarihi s.198-206
Dikkat ederseniz askeri bir alanda UFO var ve üzerindeki sembolde Alman Hacı var
Alttan çekilmiş bir fotografı
Alt kısmına dıkkat ederseniz bir kamera var sankı o zamanlarda Almanların casusluk ıcın cıkarttıklarına bir kanıt daha
Peki neden casusluk için bu tür bir hava aracı yaptılar. Eger bir casus
ucagı yapılacaksa bunun tanınmaması ve fark edilmemesi gerekir. Peki ama
bu nasıl olabılır kı ? Size bir hava aracıyla benzerlıgınden
bahsedecem.
Bu bir planör yanı motorsuz bir ucak. Motoru olmadan ruzgar sayesinde
havada saatlerce kalabılme yetenegıne sahıp. Peki nasıl ucar?
Belirli bir bölgede ısınan hava genişler ve yükselir. Yükselen bu sıcak
havanın yerini, ondan daha soğuk bir hava doldurur. Bu durum basınç
(=sıcaklık) farklılıklarının oluşmasına neden olur. Atmosferdeki dikey
ve yatay hava akımları ile havanın kaldırma kuvvetinden en verimli
şekilde yararlanan gövde yapıları sayesinde havada kalabilirler.
Uçuş ve yükselme şekillerine baktıgımızda bakalım bize ne tür bir şekli anımsatacak
Planörlerin yükselme şekli termikler içerisinde dönerekdir. Fakat UFO
yani Alman casus ucakları ise sabit bir gövdeye sahip ve geniş yuvarlak
kanat yapılarını döndurerek yukselme saglamayı amaclamıslardır. Peki
niye şuanki olan Planörler UFO şeklinde degıldır?
Çünkü yuvarlak ve geniş bir gövde gereksiz agırlıktır. Hız ve manevra yetenegini minimuma çekmektedir.
Buraya kadar baktıgımızda taşlar yavas yavas yerine oturuyor. Peki neden
bunca sene insanlar hep kandırılmıs ? Neden Almanların 2.dünya savaşı
sırasında yaptıkları casus ucagı degılde uzaydan gelen misafir olarak
adlandırıldı?
Bunun yanıtını biraz dolaylı yoldan anlatmak istiyorum.
Ejiptologlar ve arkeologlar, yillardan beri piramitlerin yalnizca ve
yalnizca firavun mezari oldugunu iddia ediyorlar. Oysa, I.Ö 2500
dolayinda, henüz tekerlegi bile bulmadigi varsayilan bir ülkenin, bütün
kaynaklarini kullanarak bu devasa yapilari yalnizca firavunlarina
gösterisli mezar olsun diye yaptiklarina inanmak zor. Hele Giza'daki üç
büyük piramitten söz edince, isler iyice "garip" hale geliyor.
Astronomi destekli yapilan gözlemlerle Giza piramitlerinin Orion Kusagi
olarak bilinen üç yildizin yeryüzündeki kopyasi olarak insa edildigini
ortaya koyuyordu ve Misir yildiz dinini bilenler için hiç de sasirtici
degildi. Misirlilar, yeryüzünü ve yasadiklari topraklari, gökyüzünün,
yani ölümsüzlüge eristiklerinde ulasacaklari yerin bir kopyasi olarak
düsünürlerdi ve piramit metinlerinden dini yazitlara dek her yerde bu
vurgulanirdi. Nil, Samanyolu'na denk geliyordu Misir yildiz kültünde.
Samanyolu'nun çevresindeki özel bir gökyüzü alani, eski Misirlilarin
"Duat" diye adlandirdiklari "tanrilarin mekani"ydi; bunun yeryüzündeki
kopyasi da Nil'in batisina denk getirilmisti! Bauval'in bulgusunda
sasirtici olan sey çok daha baskaydi. Bu üç piramit I.Ö 2600
dolaylarinda yapilmisti ama, Orion yildizinin o tarihteki gökyüzü
konumu, Giza'daki piramitlerin konumundan 45 derecelik bir sapma
gösteriyordu.
Orion Takım Yıldızı.
Bundan 4500 yil önce, presesyon hesaplari bile yapacak biçimde astronomi
bilgisine nasil sahip olmuslardi? Yoksa bundan 12000 yil önce varolan
bir uygarligin geride biraktigi izleri mi görüyorduk Misir'da? Robert
Bauval, 1994'te yayimlanan "Orion Mystery" adli kitabinda bu sorulari
sordu ve büyük sansasyon yaratti. Yanitlarsa, hala arastirilmayi
bekliyor.
İşte bütün herşey burada yerli yerine oturuyor. Eski mısırda bundan 4500
yıl önce yapılan ve bugun bile hala sırları çözulemeyen pramıtlerı
insanlar o zamanlarda nasıl yapmıslar bu nasıl olur?
Çok basit bir örnek verecegım şuanda sizin aklınızda binlerce düşünce
var! Sevgilinizi belki eşinizi düşünüyor, yarın ne yapacagınızı, ilerde
işinizde yükselmeyi, çocuklarınızın hayatını, gelecekde nasıl
olacaklarını ve zaman zaman geçmişe dönerek hatıralarınızı
tazeliyorsunuz ve bunun gibi milyonlarda şey var aklınızda. Fakat o
zamanlar insanların kafasını karıştıran meşgul eden hiçbirşey yoktu. Ve
insanlar tek bir şeye odaklanabılıyorlardı. Bu odaklanmalar sonucunda
insanların yapamayacagı şey yoktur.
Ve geri dönüyorum Ufolara işte bu gercegi açıklamamak insanların
kafalarını karıştırmak. Uzayla ılgılı fazla arastırma yapmamak ve bazı
şehir efsaneleriyle bizleri robotlaştırıp araştırma yapmamaya
sürüklüyorlar. İnsanların beynini tek bir noktaya odaklamalarını
engelliyorlar. Ve bunlar sonucunda bizde haberlerde bir çiftcinin
kamerasına cektıgını ıddaa ettigi fotograflarla kendımızı avutuyoruz.
Arkadaşlar bir düşünsenize uzayla ilgili binlerce araştırma yapılıyor ve
birçok sinyal gönderiliyor. Bu sinyaller hala uzayın derınlıklerınde
dolaşıyor ve hiçbir karşılık alınamıyor. Yanı bizim galaksimizde böyle
yaratıklar yok! Galaksimizin dışından dünyaya gelebilmek için ışık
hızına yakın bir hızla gelmek gerekir! Bu ışık hızıyla gelen yaratıkları
bizim köylümüz çiftçimiz görecek eve gıdecek kamerasını alacak ve
videoya alacak? Sizce bu mümkün olur mu